Miras hukukundan doğan uyuşmazlıklar yalnızca miras paylarının belirlenmesinden ibaret değildir. Miras bırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz devirleri, mirasçılardan mal kaçırma iddiaları, saklı payların ihlal edilmesi, terekenin kapsamının belirlenememesi, vasiyetnameler ve mirasçılar arasında paylaşım konusunda uyuşmazlık çıkması farklı dava ve hukuki işlemlerin gündeme gelmesine neden olabilir.
Janset Özdemir Avukatlık, Ankara’da miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda; uyuşmazlığın hukuki niteliğinin belirlenmesi, dava öncesi inceleme, tereke ve tapu kayıtlarının değerlendirilmesi, dava ve yargılama süreçlerinin yürütülmesi konularında avukatlık ve hukuki danışmanlık hizmeti vermektedir.
Uygulamada miras hukukunun en sık karşılaşılan uyuşmazlıklarından biri, miras bırakanın gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla tapuda satış veya başka bir işlem şeklinde devretmesidir.
Muris muvazaasının bulunup bulunmadığı her taşınmaz devri bakımından somut olayın özelliklerine göre değerlendirilir. Miras bırakanın gerçek iradesi, taşınmazın devir tarihindeki değeri ile gösterilen satış bedeli arasındaki fark, miras bırakanın ekonomik durumu, devralan kişinin ödeme gücü, aile içi ilişkiler ve devir için makul bir neden bulunup bulunmadığı bu değerlendirmede önem taşıyabilir.
Koşullarının oluşması halinde miras hakkı ihlal edilen mirasçılar tarafından tapu iptali ve miras payı oranında tescil talep edilmesi mümkündür.
Miras bırakan, malvarlığı üzerinde tasarrufta bulunabilmekle birlikte Türk Medeni Kanunu bazı mirasçıların saklı paylarını korumaktadır.
Miras bırakanın sağlararası veya ölüme bağlı tasarrufları sonucunda saklı payının karşılığını alamayan mirasçı, kanundaki koşulların mevcut olması halinde tenkis talebinde bulunabilir.
Tenkis uyuşmazlıklarında miras bırakanın ölüm tarihindeki terekenin, terekeye eklenecek değerlerin, yapılan karşılıksız kazandırmaların ve mirasçıların saklı paylarının belirlenmesi gerekir. Bu nedenle terekeye ilişkin banka, tapu, şirket ve diğer malvarlığı kayıtlarının incelenmesi önem taşır.
Miras bırakanın bütün malvarlığı mirasçılar tarafından her zaman bilinmeyebilir. Banka hesapları, taşınmazlar, araçlar, şirket hisseleri, alacaklar veya başka malvarlığı unsurlarının araştırılması gerekebilir.
Terekenin tespiti, özellikle mirasın paylaşılması, tenkis, denkleştirme ve mirasçılar arasında malvarlığının kapsamına ilişkin uyuşmazlık bulunması halinde önem taşımaktadır.
Terekenin yalnız aktifleri değil, borçları ve diğer pasifleri de mirasçının hukuki durumunun değerlendirilmesinde dikkate alınmalıdır.
Birden fazla mirasçının bulunması halinde mirasın paylaşılmasına kadar tereke üzerinde miras ortaklığı bulunur.
Mirasçılar terekenin nasıl paylaşılacağı konusunda anlaşabiliyorsa paylaşmanın anlaşmayla gerçekleştirilmesi mümkündür. Anlaşmanın sağlanamaması halinde ise terekenin ve uyuşmazlığın niteliğine göre mirasın paylaşılmasına veya ortaklığın giderilmesine ilişkin hukuki yollara başvurulabilir.
Özellikle miras kalan taşınmazlarda taşınmazın kim tarafından kullanılacağı, satış yapılıp yapılmayacağı veya taşınmazın aynen paylaşılmasının mümkün olup olmadığı mirasçılar arasında uyuşmazlığa neden olabilmektedir.
Miras, yalnızca malvarlığı değerlerinden değil miras bırakanın borçlarından da oluşabilir. Bu nedenle miras bırakanın borçlarının malvarlığından fazla olduğu durumlarda mirasın reddine ilişkin hükümler önem taşımaktadır.
Mirasın reddinde kanunda öngörülen sürelerin dikkate alınması gerekir. Bunun yanında miras bırakanın ölüm tarihinde borca batık olduğunun açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması halinde hükmen ret hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı somut olay bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Miras bırakan, kanunun izin verdiği sınırlar içinde vasiyetname veya miras sözleşmesi ile ölümünden sonra malvarlığının nasıl paylaşılacağını düzenleyebilir.
Vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olup olmadığı, miras bırakanın tasarruf ehliyeti, iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığı veya vasiyetnamenin saklı payları ihlal edip etmediği uyuşmazlık konusu olabilir.
Somut olayın koşullarına göre vasiyetnamenin iptali, vasiyetnamenin yerine getirilmesi veya miras sözleşmesinden doğan talepler gündeme gelebilir.
Miras bırakanın sağlığında bazı mirasçılarına yaptığı kazandırmaların miras paylaşımında dikkate alınması gerekebilir.
Mirasta denkleştirme hükümleri, özellikle miras bırakanın çocuklarından birine taşınmaz, para veya başka bir malvarlığı değeri vermiş olması halinde önem kazanabilir. Yapılan kazandırmanın niteliği ve miras bırakanın iradesi somut olay bakımından ayrıca değerlendirilir.
Miras uyuşmazlıklarında dava türünün doğru belirlenebilmesi için öncelikle miras bırakanın ölüm tarihi, mirasçıları, terekeye dahil mallar, daha önce yapılan devirler ve varsa vasiyetname veya miras sözleşmeleri birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle muris muvazaası ve tenkis uyuşmazlıklarında tapu kayıtlarının ve devir geçmişinin; tereke uyuşmazlıklarında ise banka, şirket, taşınmaz ve diğer malvarlığı kayıtlarının incelenmesi davanın hukuki niteliğinin belirlenmesi bakımından önem taşır.
Miras hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda dava türü, görevli ve yetkili mahkeme ile dava veya talebe uygulanacak süreler birbirinden farklı olabileceğinden her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.