Boşanmada Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

 

Av. Janset Özdemir · Güncelleme: 20 Eylül 2026

Boşanmada mal paylaşımı, eşlerin üzerindeki bütün malların otomatik olarak yarıya bölünmesi değildir. Türkiye’de yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, her eşin kişisel malları ayrılır; rejim süresince edinilen mallar, bunlara ilişkin borçlar, eşlerin katkıları ve gerektiğinde üçüncü kişilere yapılan devirler incelenir. Ardından her eşin diğer eşe karşı katılma alacağı ve varsa değer artış payı hesaplanır. Kural olarak sonuç, tapunun veya şirket hissesinin yarısının devri değil, bir alacak hakkıdır.

Evin, aracın veya banka hesabının yalnızca bir eş adına kayıtlı olması, diğer eşin mal rejiminden doğan hakkını ortadan kaldırmaz. Buna karşılık evlilikten önce sahip olunan mallar, miras ve bağışla edinilen değerler kural olarak kişisel maldır. Bu malların gelirleri, kredi ödemeleri ve diğer eşin katkıları ise ayrıca değerlendirilir.

Sağlıklı bir hesap için üç tarih birbirinden ayrılmalıdır: malın edinildiği tarih, mal rejiminin sona erdiği tarih ve değerlemenin yapıldığı tasfiye tarihi. Ayrıca 1 Ocak 2002 öncesi edinimler farklı kurallara tabidir. Boşanma devam ederken mal rejimi davası açılabilir; ancak boşanmaya bağlı tasfiye hakkında karar verilebilmesi için boşanmanın kesinleşmesi beklenir. Mal kaçırma tehlikesi varsa bu bekleme süresinde uygun geçici hukuki koruma talep edilebilir.

Türkiye’de yasal mal rejimi nedir? 1 Ocak 2002 neden önemlidir?

Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesine göre eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler kanunun izin verdiği şekilde mal rejimi sözleşmesi yaparak başka bir rejim seçebilir. Günlük dilde “evlilik sözleşmesi” denilen sözleşmenin kapsamı ve şekli bu nedenle önemlidir.

1 Ocak 2002’den önce evlenenlerde hangi rejim uygulanır?

Başka bir mal rejimi seçilmemişse, 1 Ocak 2002’den önceki dönemde mal ayrılığı, bu tarihten sonra ise edinilmiş mallara katılma hükümleri uygulanır. Önceden evlenmiş olmak, evliliğin tamamına eski rejimin uygulanacağı anlamına gelmez.

Örneğin 1996’da evlenen eşlerin 1999’da aldıkları taşınmaz ile 2010’da aldıkları taşınmaz aynı yöntemle tasfiye edilmez. İlkinde diğer eşin edinime yaptığı ve ispatlayabildiği katkıya dayanan katkı payı alacağı gündeme gelebilir. İkincisinde edinilmiş mal niteliği taşıyan net değer üzerinden katılma alacağı doğabilir. Eski dönemde otomatik yarı pay esası bulunmaz.

Bu ayrımın istisnaları da vardır. 4722 sayılı Kanun’un 10. maddesindeki geçiş hükümleri, belirli sürelerde yapılan rejim seçimleri ve 2002’den önce açılmış boşanma davaları bakımından ayrıca incelenmelidir. Rejimin evlenme tarihinden itibaren uygulanmasına ilişkin geçiş dönemine özgü imkân, bugün her sözleşmeyle sınırsız biçimde geçmişe dönülebileceği anlamına gelmez.

1 Ocak 2002’den sonra evlenenlerde rejim ne zaman başlar?

Başka bir rejim geçerli biçimde seçilmemişse edinilmiş mallara katılma rejimi evlenme tarihinde başlar. Nikâhtan önceki birlikte yaşama, nişanlılık veya ortak harcama dönemi kendiliğinden bu rejime dahil değildir. Bu dönemdeki katkılar için farklı hukuki sebeplerin değerlendirilmesi gerekebilir.

Pratik sonuç: İlk inceleme yalnızca tapu ve araç listesiyle yapılmaz. Evlilik tarihi, varsa mal rejimi sözleşmesi ve her malın edinim tarihi birlikte belirlenir.

Mal rejimi ne zaman sona erer? Boşanma davasıyla ilişkisi nedir?

TMK m. 225 uyarınca mal rejimi ölüm veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erebilir. Mahkemece boşanmaya, evliliğin iptaline ya da mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâlinde ise rejim, ilgili davanın açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer.

Boşanma davası 10 Mart 2024’te açılmış ve boşanma hükmü 15 Mayıs 2026’da kesinleşmişse, boşanmaya bağlı rejim bitişi kural olarak 10 Mart 2024’tür. Kesinleşme tarihiyle dava tarihi aynı işlevi görmez. Fiilen ayrı yaşamaya başlanması veya evden ayrılma da tek başına mal rejimini bitirmez.

Boşanma davasından sonra kişinin yeni çalışması karşılığında kazandığı gelirler kural olarak önceki rejimin edinilmiş mal hesabına girmez. Ancak dava öncesinde doğmuş alacağın sonradan tahsil edilmesi veya daha önceki malın satılıp başka değere dönüşmesi farklıdır. Paranın hesaba girdiği tarih, hakkın hangi dönemde doğduğunun araştırılmasını gereksiz kılmaz.

Mal paylaşımı davası boşanma bitmeden açılabilir mi?

Evet. Mal rejimi alacağı boşanmanın kendiliğinden çözülen bir sonucu değildir; ayrıca ve usulüne uygun olarak talep edilmelidir. Boşanma davası devam ederken tasfiye davası açılabilir. Boşanmaya bağlı tasfiye bakımından boşanma davasının sonucu ve kesinleşmesi bekletici mesele yapılır. Boşanma reddedilirse yalnızca o davanın açılmış olması rejimi sona erdirmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.09.2024 tarihli, 2023/6050 E., 2024/6103 K. sayılı kararı, devam eden boşanma davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini açıklamaktadır. Kararın yabancı boşanma ve tanıma sürecine ilişkin somut olayı ayrıca özellik taşır; buradan “mal rejimi sona ermeden her durumda nihai tasfiye yapılabilir” sonucu çıkarılamaz.

Anlaşmalı boşanmada da mal rejimi alacakları, nafaka ve boşanma tazminatından ayrılarak düzenlenmelidir. “Tarafların birbirinden hiçbir alacağı yoktur” gibi geniş ifadeler, protokolün bütünüyle birlikte ciddi hak kaybı tartışmalarına yol açabilir. Hangi malların, hangi alacakların ve hangi ödemelerin anlaşmaya dahil olduğu açık yazılmalıdır.

Edinilmiş mal ve kişisel mal nasıl ayrılır?

Malın kimin adına kayıtlı olduğu, kime ait olduğu ve hangi mal grubuna girdiği farklı sorulardır. Eşe ait bir taşınmazın kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı olduğu, edinim zamanı ve finansman kaynağıyla belirlenir.

Malvarlığı veya gelir Kural olarak niteliği İncelenecek önemli nokta
Rejim süresince kazanılan ücret, maaş ve çalışma gelirleri Edinilmiş mal Gelirin tasfiyeye konu mevcut değere dönüşüp dönüşmediği
Bu gelirlerle alınan ev, araç veya yatırım Edinilmiş mal Kişisel kaynak katkısı ve borçlar
Rejim başlamadan önce sahip olunan mal Kişisel mal Rejim içinde ödenen kredi veya yapılan yatırım
Miras kalan veya bağışlanan mal Kişisel mal Miras/bağışın ve sonraki para hareketlerinin ispatı
Kişisel malın kira, faiz veya kâr geliri Kural olarak edinilmiş mal TMK m. 221 kapsamında farklı sözleşme bulunup bulunmadığı
Manevi tazminat alacağı Kişisel mal Diğer tazminat türleriyle karıştırılmaması
Çalışma gücü kaybı tazminatı ve belirli sosyal güvenlik ödemeleri TMK m. 219 ve 228 birlikte uygulanır Rejim sonrasına ilişkin kısmın ayrılması
Kişisel malın yerine geçen değer Kişisel mal Eski mal ile yeni değer arasındaki bağın izlenebilmesi

Edinilmiş mallar: TMK m. 219

Edinilmiş mal, eşin bu rejim devam ederken karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değeridir. Çalışma karşılığı edinimler, kanunda belirtilen sosyal güvenlik ve yardım ödemeleri, çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler bu kapsamda sayılır.

Ancak evlilik boyunca kazanılan bütün ücretlerin toplamının yarısı istenmez. Esas olan tasfiyeye dahil edilebilir mevcut değerler ve kanunen hesaba eklenecek tutarlardır. Olağan aile giderlerinde tüketilen kazançlarla, diğer eşin alacağını azaltmak amacıyla elden çıkarılan birikimler aynı değerlendirilmez.

Kişisel mallar: TMK m. 220–221

Rejimin başlangıcında eşe ait olan mallar, miras veya başka bir karşılıksız kazanmayla edinilen değerler, yalnızca kişisel kullanıma yarayan eşyalar, manevi tazminat alacakları ve kişisel malların yerine geçen değerler kural olarak kişisel maldır.

Eşler mal rejimi sözleşmesiyle, TMK m. 221’in sınırları içinde meslek veya işletme faaliyetinden doğan bazı değerlerin kişisel mal sayılmasını ve kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil edilmemesini kararlaştırabilir. Bu nedenle yalnızca kanuni sınıflandırmaya değil, geçerli bir sözleşme bulunup bulunmadığına da bakılır.

Kişisel mal nasıl ispatlanır? TMK m. 222 karinesi ne anlama gelir?

TMK m. 222’ye göre belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu ileri süren kişi bunu ispatlamalıdır. Hangi eşe ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette kabul edilir. Bir eşin malları ise aksi ispatlanıncaya kadar edinilmiş mal sayılır.

Bu düzenleme, evlilik içinde edinilmiş bir taşınmaz için “parayı annem verdi” veya “eski birikimimle aldım” demenin tek başına yeterli olmamasının temelidir. Kaynağı ve yeni mala aktarımı göstermek gerekir. Bunun için şu belgeler özellikle önem taşır:

  • Evlilik öncesi hesap bakiyesi ve takip eden hesap hareketleri.
  • Mirasçılık belgesiyle birlikte mirasın intikalini veya satışını gösteren kayıtlar.
  • Bağışın kime yapıldığını ve ödeme tarihini ortaya koyan belgeler.
  • Eski taşınmazın satış kaydı, satış parasının tahsili ve yeni malın alımına aktarılması.
  • Kredi sözleşmesi, ödeme planı, peşinat ve taksit dekontları.
  • Şirket payı edinim belgeleri, sermaye ödemeleri ve ticari kayıtlar.

Tanık anlatımı da somut olayın ispat kuralları çerçevesinde değerlendirilebilir. Bununla birlikte para akışını açıklayan belgeler, yalnızca aile içi anlatımlara dayanan savunmadan daha denetlenebilir bir temel sağlar. Paranın ortak veya karma bir hesaba girmesi de kişisel mal niteliğini her durumda ortadan kaldırmaz; izlenebilirlik belirleyicidir.

Doğrudan emsal: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.12.2025 tarihli, 2024/10029 E., 2025/10639 K. sayılı kararında, daha önce eşin annesine ait olup üçüncü kişi üzerinden eşe geçen taşınmaz bakımından kişisel mal kabulünü yeterli bulmamıştır. Kişisel mal iddiası somut olarak ispatlanamadığı için edinilmiş mal karinesine göre hesap yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bu karar, aile içi mülkiyet geçmişinin tek başına bağış ispatı olmadığını gösterir.

Tasfiye tarihi ile değerleme tarihi nasıl belirlenir?

Mal rejimi davalarında yanlış tarihin esas alınması, doğru mal için yanlış tutar hesaplanmasına neden olabilir.

Tarih Cevapladığı soru
Edinim tarihi Hangi rejim ve hangi kaynak söz konusu?
Rejimin sona erdiği tarih Hangi mallar ve hangi nitelikleriyle tasfiye hesabına girecek?
Tasfiye/değerleme tarihi Hesaba giren malın hangi güncel değeri kullanılacak?
Boşanmanın kesinleşmesi Boşanmaya bağlı tasfiyeye karar verilebilir mi; zamanaşımı ne zaman işlemeye başlar?

TMK m. 228, 232 ve 235 birlikte değerlendirilir. Kural olarak malın rejimin sona erdiği tarihteki durumu, tasfiye anındaki sürüm değeriyle hesaba alınır. Yargıtay uygulamasında tasfiye tarihi karar tarihi kabul edilir ve karara en yakın tarihli değer esas alınır. Kanundaki tarımsal işletmelere özgü gelir değeri gibi özel düzenlemeler saklıdır.

Örneğin boşanma davası açıldığında inşaatı tamamlanmamış bir konutun, sonradan tamamlanmış hâlinin tüm değeri hesaba alınmaz. Önce rejim sona erdiğinde hangi seviyede olduğu belirlenir; o seviyedeki değer güncel olarak hesaplanır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.07.2022 tarihli, 2022/3317 E., 2022/6740 K. sayılı kararı bu ayrımı özellikle vurgular.

Boşanmadan önce devredilen mal hangi değerle hesaplanır?

TMK m. 235/2, hesaba eklenecek değerlerde malın devredildiği tarihin esas alınmasını düzenler. Ancak bunu her olayda “eski satış bedeli aynen alınır” şeklinde okumak yanıltıcıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 16.10.2025 tarihli, 2025/5541 E., 2025/8846 K. sayılı kararında, eklenecek değer kabul edilen taşınmazlarda devir tarihindeki durumun gözetilmesini ve tasfiye tarihine en yakın sürüm değerinin belirlenmesini istemiştir. Bu nedenle raporda hem malın devirdeki niteliği hem güncel değerleme yöntemi açıklanmalı; tapuda gösterilen bedel veya başka bir davadaki tutar otomatik olarak kullanılmamalıdır.

Artık değer ve katılma alacağı nasıl hesaplanır?

Artık değer, bir eşin edinilmiş mallarının toplam değerine gerekli eklemeler ve denkleştirmeler uygulandıktan, bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan pozitif değerdir. Her eşin hesabı ayrı yapılır. Bir eşin negatif sonucu, diğer eşe yarı yarıya yüklenen bir borca dönüşmez.

Kanuni esas, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde alacak hakkıdır. Bunun için diğer eşin maaşlı çalışması veya her alıma doğrudan para vermesi şart değildir. Ev işleri ve çocuk bakımıyla ilgilenen eş de kanuni katılma alacağına sahip olabilir.

Basitleştirilmiş formül:

Artık değer = Edinilmiş malların tasfiye değeri + eklenecek değerler ± denkleştirme − ilgili borçlar.

Katılma alacağı = Diğer eşin pozitif artık değeri × kanuni olarak 1/2.

Geçerli sözleşme, TMK m. 236/2 uygulaması, karşılıklı alacaklar ve talep kapsamı sonucu değiştirebilir. Aynı ödeme veya borç iki kez hesaba katılmamalıdır.

Örnek: İki eşin de edinilmiş malı varsa

Bir eşin edinilmiş mallara ilişkin borçlar düşüldükten sonraki artık değeri 6.000.000 TL, diğer eşinki 2.000.000 TL olsun. Ek katkı alacağı veya farklı pay düzenlemesi bulunmadığını varsayalım.

  • İlk eşin malvarlığından doğan karşı taraf alacağı: 6.000.000 × 1/2 = 3.000.000 TL.
  • Diğer eşin malvarlığından doğan karşı taraf alacağı: 2.000.000 × 1/2 = 1.000.000 TL.
  • Karşılıklı alacaklar usulüne uygun şekilde hesaba alınarak takas edildiğinde net fark: 2.000.000 TL.

Bu sonuç taşınmazların tümünün satılmasını veya tapuların otomatik ortaklaştırılmasını gerektirmez. TMK m. 239 kapsamında ödeme biçimi ve işletmelerin ekonomik bütünlüğü ayrıca değerlendirilir. Karşı alacağın ve takas talebinin yargılamada doğru ileri sürülmesi gerekir.

Değer artış payı, katkı payı ve denkleştirme arasındaki fark nedir?

Bu kavramlar aynı alacağın farklı adları değildir.

Kavram Temel durum Hesabın mantığı
Katılma alacağı Diğer eşin edinilmiş mallarında pozitif artık değer bulunması Kural olarak artık değerin yarısı
Değer artış payı Bir eşin diğer eşin malına uygun karşılık almadan katkısı Katkının malın değerine oranı üzerinden hesap
Katkı payı alacağı Özellikle 2002 öncesi mal ayrılığı döneminde diğer eşin malının edinimine katkı İspatlanan katkı ve uygulanacak dönem kuralları
Denkleştirme Aynı eşin kişisel ve edinilmiş mal grupları arasında kaynak aktarımı Mal grupları arasındaki iç hesabın düzeltilmesi

Değer artış payı: Diğer eşin malına katkı

TMK m. 227’ye göre eşlerden biri diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun karşılık almadan katkı yapmışsa, tasfiye sırasında katkısıyla orantılı alacak doğabilir. Katkının bağış amacıyla yapılıp yapılmadığı ve eşlerin yazılı anlaşmaları ayrıca önemlidir.

Örneğin bir eş, kendisine miras kalan paranın 500.000 TL’sini diğer eşin 2.000.000 TL’ye aldığı evin bedeline vermiş olsun. Katkının uygun karşılık alınmaksızın yapıldığı, bağış olmadığı ve başka hesap unsuru bulunmadığı varsayımında katkı oranı %25’tir. Evin tasfiyeye esas değeri 8.000.000 TL ise değer artış payı 2.000.000 TL olur. Aynı ev üzerinden ayrıca katılma alacağı doğuyorsa, katkı alacağı ve malın kalan değeri birbirine karıştırılmadan hesap yapılır.

Mal değer kaybetmişse TMK m. 227 uyarınca katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Malın önceden elden çıkarılması hâlinde hâkim alacağı hakkaniyete göre belirler. Bu düzenleme, her maddi katkının başka koşul aranmadan tahsil edileceği anlamına gelmez; katkının kaynağı, amacı ve hukuki niteliği ispatlanmalıdır.

Denkleştirme: Aynı eşin iki mal grubu arasındaki hesap

Bir eş, evlilik öncesi evinin kredi borcunu rejim içindeki maaşından ödüyorsa kendi edinilmiş mal grubundan kişisel mal grubuna kaynak aktarmış olur. TMK m. 230 kapsamında denkleştirme gündeme gelir. Bunun edinilmiş mal grubuna yansıması, diğer eşin katılma alacağını etkileyebilir.

Tersi de mümkündür: Eşin miras parasını kendi edinilmiş malının borcuna kullanması, kişisel mal grubu lehine denkleştirme gerektirebilir. Denkleştirme, diğer eşin doğrudan aynı tutarda alacaklı olması değildir. Önce ilgili eşin mal grupları arasındaki hesap düzeltilir, ardından katılma alacağı bulunur.

Krediyle alınan ev veya araç boşanmada nasıl paylaşılır?

Kredinin yalnızca bir eş adına olması, krediyle alınan malın bütünüyle o eşin kişisel malı olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde mal evlilik içinde alınmış diye devam eden kredi ve kişisel kaynaklar yok sayılarak değerinin yarısına hükmedilmez.

İncelemede satın alma bedeli, peşinatın kaynağı, kredi tutarı, taksit planı, erken kapamalar, refinansman, rejim içinde ve dışında yapılan ödemeler birlikte ele alınır. Bankaya karşı borçluluk ile eşler arasındaki tasfiye hesabı farklıdır; tasfiye kararı bankanın sözleşmesindeki borçluyu kendiliğinden değiştirmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 12.03.2026 tarihli, 2025/1668 E., 2026/2898 K. sayılı kararı, peşinat ve rejim içinde ödenen krediye göre edinilmiş mal oranının doğru belirlenmesini aramaktadır. Aynı kararda, diğer eşin malının finansmanında kullanılan kredinin rejim sonrasındaki kişisel kaynakla ödenen kısmının değer artış payı yönünden ayrıca incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.

Örnek 1: Evlilik içinde alınan ve kredisi boşanma davasından sonra devam eden ev

Hesap yöntemini göstermek için faiz ve masrafların oranı değiştirmediği, eşit taksitli ve ek ödeme yapılmamış bir kredi varsayalım:

  • Evin alım bedeli: 2.000.000 TL.
  • Edinilmiş gelirden ödenen peşinat: 800.000 TL, yani alım bedelinin %40’ı.
  • Kullanılan kredi: 1.200.000 TL, yani alım bedelinin %60’ı.
  • 60 taksitin 30’u rejim devam ederken; kalan 30’u rejim sonrasında malik eşin yeni gelirleriyle ödenmiş olsun.
  • Rejim içindeki kredi ödemelerinin alım bedeline karşılığı: %60 × 30/60 = %30.
  • Toplam edinilmiş mal oranı: %40 + %30 = %70.

Evin tasfiyeye esas değeri 8.000.000 TL ise, bu varsayımlarla edinilmiş mal grubuna düşen değer 5.600.000 TL; diğer eşin bu maldan kaynaklı katılma alacağı 2.800.000 TL olur.

Bu örnekte rejim sonrasına ait %30’luk finansman zaten oran hesabıyla ayrılmıştır. Aynı kredi kalemini bir kez daha bütünüyle düşmek çifte indirime yol açabilir. Gerçek kredi dosyalarında yalnızca taksit sayısını oranlamak her zaman doğru değildir; değişken taksitler, kişisel kaynakla ödeme ve kalan borcun niteliği ayrıca incelenir.

Örnek 2: Evlenmeden önce alınan, kredisi evlilikte ödenen ev

Ev, malik eş tarafından evlenmeden önce 2.000.000 TL’ye alınmış olsun. Finansmanın 1.200.000 TL’lik kısmı evlilik öncesi kişisel kaynaklarla karşılanmış; kalan 800.000 TL’ye karşılık gelen kredi bölümü rejim sırasında malik eşin çalışma geliriyle ödenmiş olsun. Başka ödeme veya borç bulunmadığını ve banka kayıtlarıyla alım bedeline karşılık gelen %40 oranının doğrulandığını varsayalım.

Ev kural olarak kişisel mal niteliğini korur. Ancak edinilmiş mal grubunun bu kişisel mala yaptığı katkı denkleştirmede dikkate alınır. Tasfiyeye esas değer 10.000.000 TL ise %40’lık denkleştirme 4.000.000 TL’ye karşılık gelir. Başka hesap unsuru yoksa diğer eşin bu tutardan kaynaklı katılma alacağı 2.000.000 TL olabilir.

Kredi taksitleri malik eşin maaşı yerine ona kalan mirastan ödenseydi değerlendirme değişirdi. Ödemeyi diğer eş kendi kişisel malından yapmışsa bu kez değer artış payı ayrıca gündeme gelebilir. Dolayısıyla “ev evlilikten önce alındı, hiçbir alacak doğmaz” da “evlilikte taksit ödendi, evin yarısı paylaşılır” da eksik yaklaşımdır.

Evlenmeden önce alınan mallar, miras ve bağışlar paylaşılır mı?

Evlilik öncesi malın kendisi ve sonradan alınan mal

Evlilik öncesi sahip olunan mal kural olarak kişisel maldır. Sadece piyasa koşulları nedeniyle değerlenmesi, değer artışının yarısını otomatik olarak diğer eşe kazandırmaz. Ancak bu mala rejim içinde yapılan katkılar ve malın gelirleri ayrı değerlendirilir.

Kişisel ev satılıp yalnızca onun bedeliyle yeni ev alınmışsa, bağlantı ispatlandığı ölçüde yeni değer de kişisel mal olabilir. Satış bedeline maaş birikimi veya kredi eklenmişse kaynakların ayrıştırılması gerekir. Tapunun evlilik içinde alınması tek başına tüm bedelin edinilmiş mal olduğunu kesinleştirmez; fakat karinenin aksini iddia eden taraf ispat yükünü taşır.

Miras kalan ev ile kira geliri aynı değildir

Miras kalan ev kural olarak kişisel maldır. Buna karşılık bu evin rejim sırasında elde edilen kira geliri, aksine geçerli sözleşme yoksa edinilmiş maldır. Kira gelirinden biriken mevduat veya alınan araç tasfiyeye konu olabilir. Gelirin olağan giderlerde tüketilmiş olmasıyla başka hesaba aktarılması ya da alacağı azaltmak amacıyla devredilmesi birbirinden ayrılmalıdır.

Bağışlarda da benzer ayrım uygulanır. Ailenin para göndermesi, paranın mutlaka yalnızca kendi çocuğuna bağışlandığını kendiliğinden kanıtlamaz. İşlemin bağış mı borç mu olduğu, kime yapıldığı ve hangi alımda kullanıldığı araştırılır.

Taşınmaz, araç, banka, altın ve yatırım hesapları nasıl incelenir?

Taşınmazlar ve araçlar

Tapu ve araç tescili, edinim tarihini ve mülkiyeti belirlemede başlangıç noktasıdır. Satın alma sözleşmesi, ödeme kaynağı, kredi, ipotek, satışlar ve değişimler de incelenir. Vergi veya tapu işleminde yazan bedel her zaman gerçek alım ya da güncel piyasa değeri değildir.

Aile konutu şerhi, eşe otomatik yarı mülkiyet kazandırmaz. TMK m. 194 kapsamındaki koruma ile mal rejiminden doğan para alacağı farklı hukuki mekanizmalardır. Paylı mülkiyetteki bir mal için ortaklığın giderilmesi ile mal rejimi tasfiyesi de aynı dava değildir; mükerrer tahsil yaratılmadan birlikte değerlendirilmelidir.

Banka hesapları ve nakit birikimler

Hesabın yalnızca bir eş adına olması veya diğer eşin hesap numarasını bilmemesi, araştırma yapılamayacağı anlamına gelmez. Uyuşmazlıkla ilgili dönem ve işlemler somutlaştırılarak mahkemeden bankalara müzekkere yazılması istenebilir. Hesap açılış ve kapanışları, bakiye, havale, döviz ve yatırım hareketleri birbirini tamamlar.

Evlilik boyunca hesaba giren bütün tutarların toplanıp ikiye bölünmesi doğru değildir. Maaş, miras, kredi, mal satış bedeli ve hesaplar arası transfer aynı şey değildir. Aynı paranın farklı hesaplar arasında dolaşması da birden çok malvarlığı gibi sayılmamalıdır.

Paranın değerlemesi ayrıca önem taşır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21.02.2022 tarihli, 2021/5650 E., 2022/1585 K. sayılı kararı, rejim sonunda mevcut SGK kaynaklı banka parasının yalnızca o tarihteki nominal tutarının yarısının alınmasını yeterli görmemiş; tasfiye tarihindeki değerinin bilirkişiyle belirlenmesini istemiştir. Bu karar bütün hesaplara tek bir faiz veya endeksin otomatik uygulanacağı anlamına gelmez; varlığın türüne uygun yöntem gerekir.

Altın ve ziynet eşyaları

Yatırım amacıyla çalışma gelirinden alınan altınla, belirli bir eşe bağışlanmış ziynet aynı hukuki nitelikte değildir. Önce mülkiyet, bağış amacı, varsa anlaşma ve edinim kaynağı belirlenir. Düğünde verilen bütün değerlerin tek bir genel kabulle sınıflandırılması güvenli değildir.

Ziynetin aynen iadesi veya bedeli talebi ile ziynetin ev alımında kullanılmasından doğan değer artış payı ayrılmalıdır. Aynı ziynet için hem iade bedelinin tamamının hem aynı katkının ikinci kez tahsili sonucunu doğuran bir hesap kurulamaz.

Hisse senedi, fon, döviz, kripto varlık ve diğer değerler

Yatırım hesaplarında varlık adedi, edinim tarihi ve kaynağı, rejim sonundaki portföy, sonradan yapılan işlemler ve değerleme yöntemi birlikte incelenir. Kişisel kaynakla alınan yatırım ile çalışma geliriyle alınan yatırım aynı şekilde sınıflandırılmaz. Kişisel sermayenin fiyat artışı ile temettü veya faiz gibi gelirleri de birbirinden ayrılır.

Bireysel emeklilik birikimleri, sigorta ödemeleri, işçilik alacakları ve toplu sosyal güvenlik ödemelerinde hak kazanılan dönem, primlerin kaynağı ve TMK m. 228’deki özel ayrım dikkate alınır. Özellikle toplu ödemelerde rejim sonrası döneme ilişkin kısmın kişisel mal sayılması gündeme gelebilir. Mesleki faaliyet, fikri veya sınai haklardan doğan gelirlerde de hakkın kendisiyle çalışma ya da lisans gelirleri ayrı değerlendirilir.

Şirket hisseleri boşanmada mal paylaşımına girer mi?

Şirket uyuşmazlıklarında üç unsur ayrılmalıdır: eşe ait payın kendisi, paydan elde edilen gelir ve şirketin kendi malvarlığı. Eşin bir şirketin ortağı olması, şirket adına kayıtlı bütün taşınmaz ve araçların doğrudan eşin kişisel mülkiyetinde olduğu anlamına gelmez.

Evlilikten önce edinilmiş şirket payları

Rejim başlamadan önce edinilen pay kural olarak kişisel maldır. Şirketin değerinin yıllar içinde artmış olması, artışın tamamının otomatik olarak edinilmiş mal sayılmasına yetmez.

Ancak rejim sırasında elde edilen kâr payları, ücret, huzur hakkı ve çalışma karşılığı ödemeler; sermaye artışlarına kullanılan kaynaklar; dağıtılmayıp şirket içinde yatırıma dönüşen kârlar ayrı araştırılmalıdır. Şirket payının kişisel olması, şirketten doğan her ekonomik değerin tasfiye dışında kaldığını göstermez.

Evlilik içinde edinilen paylar ve sermaye artışları

Rejim içinde edinilen paylar bakımından edinilmiş mal karinesi geçerlidir. Payların mirasla, bağışla veya kişisel kaynakla edinildiği ispatlanırsa sonuç değişebilir. Şirketin kuruluş tarihi tek başına yeterli değildir; eşin ortaklığa giriş tarihi ve sonraki pay edinimleri de belirlenmelidir.

Sermaye artışında hangi kaynağın kullanıldığı özellikle önemlidir. Nakit ödeme, kişisel sermaye, geçmiş yıl kârı, iç kaynaklardan artırım ve diğer pay sahiplerinden satın alma aynı şekilde değerlendirilemez. Şirketin tür değiştirmesi, birleşmesi veya bölünmesi de önceki payın ve sermaye kaynağının izlenmesini gerektirir.

Kâr dağıtılmadıysa veya harcandıysa ne olur?

“Kâr dağıtılmadı, eşin hiçbir hakkı yok” yaklaşımı eksiktir. Kârın şirkette yatırıma dönüştürülüp dönüştürülmediği araştırılır. Diğer taraftan yıllar önce dağıtılıp olağan harcamalarda tüketilmiş bütün kârlar da salt elde edilmiş olmaları nedeniyle tekrar paylaşılmaz. Mevcut para, onun yerine geçen yatırım ve TMK m. 229 koşulları ayrıştırılır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.07.2022 tarihli, 2022/3317 E., 2022/6740 K. sayılı kararı, dağıtılmış kârın mevcut olup olmadığının veya yatırıma dönüşüp dönüşmediğinin; dağıtılmamış kârın ise şirkette kullanılıp kullanılmadığının araştırılmasını istemektedir. Ayrıca şirketin yalnızca muhasebedeki özkaynak tutarıyla değerlendirilmesini yeterli bulmamaktadır. Piyasa konumu, varlık ve borç yapısı, kazanç kapasitesi gibi unsurların incelenmesi gerekir.

Örnek 3: Şirket payının kendisi ile gelirini ayırmak

Bir eşin evlilikten önce edindiği %30 şirket payının tasfiyeye esas değeri 9.000.000 TL olsun. Payın tamamen kişisel mal olduğu ve edinilmiş kaynaklardan ayrıca katkı bulunmadığı ispatlanmışsa sırf bu pay nedeniyle diğer eşe 4.500.000 TL katılma alacağı çıkmaz.

Rejim sırasında bu paydan dağıtılan kârlarla oluşturulmuş ve rejim sonunda mevcut olan ayrı yatırımın tasfiyeye esas net değeri 1.200.000 TL ise, aksine sözleşme ve başka hesap unsuru bulunmadığında bu değer üzerinden 600.000 TL katılma alacağı gündeme gelebilir.

Aynı %30 payın tamamı rejim içinde edinilmiş gelirle satın alınmış olsaydı, payın 9.000.000 TL’lik net değeri üzerinden kural olarak 4.500.000 TL hesabı yapılabilirdi. Buradaki değer eşin payına aittir; şirketin bütün değerinin yarısı değildir. Şirket borçları pay değerinde düşülmüşse tekrar indirilmemeli; aynı kâr hem pay değeri içinde hem bağımsız alacak kalemi olarak iki kez sayılmamalıdır.

Eş mal kaçırırsa ne olur? TMK m. 229 eklenecek değerler

Bir malın boşanma davası açılmadan önce satılmış veya devredilmiş olması, her durumda tasfiye dışında kaldığı anlamına gelmez. TMK m. 229 iki temel durum düzenler:

  1. Rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız kazandırmalar.
  2. Rejim devam ederken, diğer eşin katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler.

İkinci durum yalnızca son bir yılla sınırlı değildir. Buna karşılık her satışın veya akrabaya her devrin mal kaçırma sayılması da doğru olmaz. Devir tarihi, gerçek bedel, ödeme hareketleri, devralanla ilişki, bedelin nerede kullanıldığı ve tarafların ekonomik durumu birlikte değerlendirilir.

Piyasa bedeliyle yapılan satışın parası eşin hesabında duruyorsa aynı ekonomik değer hem satılmış ev hem banka bakiyesi olarak iki kez hesaplanmaz. Satış bedeliyle başka mal alınmışsa yerine geçen değer izlenir. Para olağan borçların ödenmesinde kullanılmışsa buna ilişkin belgeler incelenir.

Sınırı gösteren karar: Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.06.2026 tarihli, 2025/9563 E., 2026/7000 K. sayılı kararında, somut devir bakımından TMK m. 229’daki amaç ve koşulların ispatlanmadığı kabul edilmiş; yalnızca eski bir araç devrinden hareketle katılma alacağı hesaplanması doğru bulunmamıştır. Bu, “her devir hesaba eklenir” görüşünün karşısındaki uygulama örneğidir; TMK m. 229’un uygulanmasını genel olarak dışlayan farklı bir ilke değildir. 

Pratik sonuç: Mal kaçırma iddiasında yalnızca “eşim sattı” demek yerine işlem ve para akışı somutlaştırılmalıdır. Talep, kanunun hangi koşuluna dayandığını ve tasfiye hesabına hangi değerin neden ekleneceğini göstermelidir.

Üçüncü kişiye devredilen mal geri alınabilir mi?

TMK m. 229 kapsamında bir değerin tasfiye hesabına eklenmesi, üçüncü kişinin tapusunun kendiliğinden iptali anlamına gelmez. Eşler arasındaki katılma alacağı ile üçüncü kişiye yöneltilecek talep farklıdır. Muvazaa, aile konutunun korunması veya tasarrufun iptali gibi diğer sebeplerin uygulanabilirliği kendi koşullarıyla ayrıca incelenir.

TMK m. 241’e göre borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamazsa, hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmalardan yararlanan üçüncü kişiden eksik kalan tutarla sınırlı talepte bulunulabilir. Üçüncü kişi, yalnızca malı devraldığı için bütün tasfiye borcunun otomatik borçlusu değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.06.2026 tarihli, 2025/7573 E., 2026/7318 K. sayılı kararı, bu sınırı açıklamakta; borçlu eşten tahsil edilememe durumunun belirlenmesi gerektiğini ve somut olayda geçici aciz niteliğindeki haciz tutanağının yeterli olmadığını, kesin aciz vesikası gerektiğini belirtmektedir. Eşe ve üçüncü kişiye birlikte yöneltilen taleplerde ayırma ve bekletici mesele uygulaması da değerlendirilmiştir.

TMK m. 229 kapsamında davanın üçüncü kişiye ihbar edilmesi, kararın ona karşı ileri sürülebilmesi bakımından önem taşır. İhbar ile üçüncü kişiye karşı tahsil hükmü kurulması aynı işlem değildir.

Üçüncü kişiye karşı süreler neden ayrı takip edilmelidir?

TMK m. 241’deki dava hakkı, hakkın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl, her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl geçmekle düşer. Bunlar eşler arasındaki genel on yıllık zamanaşımıyla karıştırılmaması gereken hak düşürücü sürelerdir.

Tahsil sürecinin tamamlanmasını beklerken bu sürelerin geçirilmemesi için, üçüncü kişiye yöneltilecek talebin ne zaman açılacağı ve gerekiyorsa hangi davanın sonucunun bekletileceği birlikte planlanmalıdır.

Mal rejiminin tasfiyesinde ihtiyati tedbir alınabilir mi?

Malın devredilmesi veya hakkın elde edilmesinin güçleşmesi tehlikesi varsa ihtiyati tedbir gündeme gelebilir. Ancak boşanma veya mal rejimi davası açılması, eşin bütün malvarlığı üzerinde kendiliğinden işlem yasağı yaratmaz.

HMK m. 389 ve devamı uyarınca korunacak hak, tehlike, tedbir konusu ve talep edilen önlemin açıkça gösterilmesi; haklılığın yaklaşık olarak ispatlanması gerekir. Tasfiye hesabına konu malın devrinin önlenmesi gibi taleplerde dava ile bağlantı ve ölçülülük önem taşır.

Talep yalnızca soyut para alacağı niteliğindeyse veya önlem uyuşmazlık dışı mallara yöneliyorsa ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz ayrımı ayrıca değerlendirilmelidir. Eşin şirket ortağı olması, şirketin bütün hesaplarının otomatik olarak bloke edilmesini haklı kılmaz. Üçüncü kişilerin mülkiyeti ve şirketin ayrı tüzel kişiliği gözetilir.

Mahkeme teminat isteyebilir; kanundaki koşullarla teminatsız tedbir de mümkündür. Dava öncesi alınan tedbirde esas davanın süresinde açılması ve tedbirin süresinde uygulanmasının istenmesi gerekir. HMK m. 393’teki uygulama talebi için bir haftalık süre ile m. 397’deki esas davayı açmaya ilişkin iki haftalık süre farklı başlangıçlara sahiptir. Tedbir kararı almak kadar, kararın uygulanmasını ve devamını takip etmek de önemlidir.

Eşin malvarlığı nasıl araştırılır? Hangi belgeler gerekir?

Mahkemeden kayıt istenmesi mümkündür; ancak bu imkân, tarafların vakıaları ve delilleri somutlaştırma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. “Bütün kayıtlar getirilsin” talebi yerine mal, kurum, dönem ve araştırılacak işlemin mümkün olduğunca belirlenmesi daha işlevseldir.

Kayıt Araştırılabilecek hususlar
Tapu kayıtları ve dayanak belgeler Edinim, devir, pay, ipotek, önceki malik ve işlem türü
Araç tescil ve satış kayıtları Alım-satım tarihleri ve malın el değiştirmesi
Banka ve kredi kayıtları Peşinat, taksit, bakiye, kaynak, transfer ve hesap kapanışları
Yatırım kuruluşu ve ilgili kayıt kuruluşu kayıtları Portföy, menkul kıymet hareketleri, temettü ve satış gelirleri
SGK, işveren ve vergi kayıtları Çalışma dönemi, bildirilen gelir ve tazminatın kaynağı
Ticaret sicili, pay defteri ve şirket belgeleri Ortaklık, pay devri, sermaye artışı, birleşme ve bölünme
Ticari defter, bilanço ve genel kurul kararları Kâr, kâr dağıtımı, yatırımlar, borçlar ve ortaklarla işlemler
Miras, bağış ve önceki satış belgeleri Kişisel mal savunması ve yerine geçen değerler

SGK veya vergi kaydı tek başına bütün serveti göstermez. Bir çalışanın bildirilen ücreti ile şirket ortağının pay değeri veya kişisel birikimi ayrı araştırma konularıdır. Saklama süreleri ve kayıtların bulunabilirliği de kurum ve işlem türüne göre değişir; her kaydın süresiz korunacağı varsayılmamalıdır.

Belgeler hukuka uygun yollarla edinilmelidir. Eşin şifresini kullanarak hesabına izinsiz girmek veya hukuka aykırı veri elde etmek yerine, ilgili kayıtların yargılama içinde getirtilmesi istenmelidir.

Bilirkişi raporunda nelere dikkat edilmelidir?

Bilirkişi incelemesi, hukuki nitelendirme yerine geçmez. Malın hangi gruba girdiği, ispat yükü ve hangi hukuki esasın uygulanacağı mahkemenin değerlendirmesindedir. Teknik hesap, belirlenen hukuki çerçeveye göre yapılır.

Taşınmazın rayiç değeri, kredinin dönemlere dağılımı ve şirket payının ekonomik değeri farklı bilgi alanlarıdır. İhtiyaca göre uygun uzmanlıkta bilirkişi veya heyet seçilmelidir. Özellikle şirket hesabında yalnızca nominal sermayeye ya da defter değerine bakılması yeterli olmayabilir.

Denetlenebilir raporda en azından edinim tarihleri, kullanılan belgeler, kaynaklar, rejim bitişi, esas alınan malın durumu, değerleme tarihi, borçların hangi mal grubuna ait olduğu ve hesap formülü görünmelidir. Aynı para akışı, kredi borcu veya kârın iki kez hesaba katılmadığı kontrol edilmelidir.

Rapora itiraz, “hesap yanlış” demekten ibaret bırakılmamalıdır. Eksik banka dönemi, göz ardı edilen peşinat, yanlış değerleme tarihi veya hatalı oran somut gösterilmeli; yasal süre içinde ek rapor veya gerekli inceleme talep edilmelidir.

Görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?

Mal rejiminin tasfiyesinden doğan davalarda görevli mahkeme kural olarak aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerde görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Dayanak 4787 sayılı Kanun’un 2 ve 4. maddeleridir.

Yetkide TMK m. 214 uygulanır. Boşanma nedeniyle tasfiyede, boşanma bakımından yetkili mahkeme ölçütü dikkate alınır. TMK m. 168’de eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer düzenlenmiştir. Ölümle sona ermede ölenin son yerleşim yeri; diğer hâllerde davalı eşin yerleşim yeri kuralı söz konusudur.

Taşınmazla ilgili katılma alacağı istenmesi, davayı her durumda taşınmazın bulunduğu yerde açmayı zorunlu kılmaz. Çünkü mal rejiminden doğan para alacağı ile ayni hakka ilişkin tapu iptal ve tescil talebi farklıdır. Üçüncü kişilere yöneltilecek başka hukuki sebepli davalarda görev ve yetki ayrıca değerlendirilmelidir.

Harç, talep artırımı, faiz ve zamanaşımı

Harç ve yargılama giderleri

Mal rejiminden doğan parasal talepler kural olarak nispi harca tabidir. Davanın başlangıcında gösterilen talep değeri, sonradan artırılan tutar ve hüküm sonucu harç hesabını etkiler. Başvuru harcı, gider avansı, tebligat, keşif ve bilirkişi giderleri de dikkate alınır. Kısmen ret hâlinde karşı vekâlet ücreti ve yargılama gideri riski doğabilir.

Bu nedenle alacağı belirlemek için gerekli inceleme yapılmadan çok yüksek tutar istemek de talebi gereğinden dar tutup artırımı süresinde yapmamak da sorun yaratabilir. Harç ve ücretlerin parasal tutarları, işlemin yapıldığı tarihteki mevzuat ve tarifeye göre hesaplanmalıdır.

Güncel usul: Talep miktarı sonradan artırılabilir mi?

31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun değişikliğiyle HMK m. 107 yürürlükten kaldırılmış; HMK m. 109’a dördüncü fıkra eklenmiştir. Güncel düzenleme, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği hâllerde talebin aynı davada bir defaya mahsus olarak, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan tahkikat sona erinceye kadar artırılabilmesini öngörür. Artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Güncel HMK m. 107 ve 109.

Bu nedenle eski tarihli kararların “belirsiz alacak davası” anlatımı, yeni açılacak davalara güncel hüküm kontrol edilmeden aktarılmamalıdır. Derdest dosyalarda tamamlanmış usul işlemleri ve zaman bakımından uygulama ayrıca değerlendirilir. Talep artırımı, ileri sürülmemiş her yeni malın ve yeni vakıanın kendiliğinden davaya dahil olduğu anlamına da gelmez.

Faiz hangi tarihten başlar?

TMK m. 239/3’e göre aksine anlaşma yoksa katılma alacağına ve değer artış payına tasfiyenin sona ermesinden itibaren faiz yürütülür. Yargısal tasfiyede kural olarak karar tarihi esas alınır. Bu nedenle boşanma davası veya tasfiye davası tarihinden otomatik faiz hesabı yapılmamalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 05.12.2024 tarihli, 2024/5654 E., 2024/9578 K. sayılı kararında, somut bozma süreci ve usulî kazanılmış hak nedeniyle ilk tasfiye kararının tarihi faiz başlangıcı olarak korunmuştur. Dolayısıyla bozma sonrası verilen her yeni kararın faizi mutlaka yeniden başlatacağı söylenemez.

2002 öncesi katkı payı, ziynet iadesi veya başka bir hukuki nedene dayanan para talebinde faiz başlangıcı aynı olmayabilir. Faiz türü, başlangıcı, talep kapsamı ve ilgili dönem oranları ayrı incelenmelidir.

Mal paylaşımı davasında zamanaşımı ne kadar?

Boşanmaya bağlı katılma ve değer artış payı alacaklarında genel olarak on yıllık zamanaşımı uygulanır. Eşler arasındaki alacaklarda evlilik devam ettiği sürece zamanaşımının işlememesine ilişkin TBK m. 153 de gözetilerek, boşanmaya bağlı tasfiyede süre kural olarak boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar. Rejimin hesap bakımından boşanma dava tarihinde sona ermesiyle bu başlangıç karıştırılmamalıdır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.05.2014 tarihli, 2013/14113 E., 2014/9070 K. sayılı kararı, katılma alacağına TMK m. 178’deki bir yıllık süre uygulanmasını doğru bulmamış; on yıllık zamanaşımını benimsemiştir. Eski bir yıllık uygulamanın varlığını da açıkça anlattığından, internette görülebilecek eski kararların neden güncel sonuç gibi kullanılmaması gerektiğini gösterir. 

Somut dosyada durma ve kesilme nedenleri, talebin kapsamı ve farklı dava türleri ayrıca incelenir. Özellikle TMK m. 241’de üçüncü kişiye karşı bir ve beş yıllık hak düşürücü süreler, bu on yıllık süreyle aynı değildir. On yıllık süre bulunması, delillerin veya tahsil imkânının korunması için beklemenin yararlı olduğu anlamına gelmez.

Zina yapan eş mal paylaşımından pay alabilir mi?

“Kusurlu eş hiçbir mal alamaz” ifadesi doğru değildir. Mal rejimi hesabı genel olarak boşanmadaki kusur oranına göre yapılmaz. TMK m. 236/2, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma bakımından özel bir düzenlemedir.

Bu durumda hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki payını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir. Sonuç otomatik değildir; boşanmanın hukuki sebebi, ilgili talep ve somut koşullar önem taşır. Şiddetli geçimsizlik nedeniyle verilen bir kararda eşin ağır kusurlu bulunması, bu hükmü kendiliğinden uygulanır hâle getirmez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.02.2019 tarihli, 2017/4334 E., 2019/1407 K. sayılı kararı, evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle kesinleşen boşanmada bu ayrımı vurgulamış; zina sebebine bağlı düzenlemenin 2002 öncesi katkı payı alacağına uygulanmasını da doğru bulmamıştır. 

Zina yapan eş alacaklı değil, borçluysa ne olur?

AYM’nin 26.07.2023 tarihli, 2023/125 E., 2023/132 K. sayılı kararı, TMK m. 236/2’nin kusurlu eşin katılma alacaklısı olduğu durum için öngörüldüğünü açıklamaktadır. Somut davada kusurlu eş alacaklı olmadığından kural uygulanabilir bulunmamış ve itiraz başvurusu yetkisizlik nedeniyle reddedilmiştir. Bu karar, TMK m. 236/2’yi iptal eden veya esastan Anayasa’ya uygun bulan bir karar değildir. AYM kararının tam metni.

Buna göre kusursuz eş, karşı taraf zina yaptı diye onun bütün kişisel mallarını veya artık değerinin tamamını otomatik kazanmaz. Düzenlemenin hedefi kusurlu eşin diğer eşin artık değerindeki payıdır. Kişisel malın iadesi ve diğer alacak türleri de kendi hukuki dayanaklarına göre değerlendirilir.

Mal paylaşımında sık yapılan hatalar

  • Tapu adına göre sonuca varmak: Tek başına tescil, katılma alacağını ortadan kaldırmaz.
  • Bütün malları yarıya bölmek: Kişisel kaynak, borç, denkleştirme ve katkılar önce ayrılmalıdır.
  • Boşanma tarihlerini karıştırmak: Dava tarihi, kesinleşme ve değerleme farklı işlevlere sahiptir.
  • Krediyi iki kez düşmek: Oran hesabında ayrılmış aynı finansman yeniden indirilmemelidir.
  • Mirasın gelirini mirasla aynı saymak: Ana mal ile kira veya diğer gelirleri ayrı değerlendirilir.
  • Şirket sermayesini gerçek pay değeri sanmak: Nominal tutar, ekonomik değer ve şirket borçları farklıdır.
  • Her devri mal kaçırma kabul etmek: TMK m. 229’daki koşullar ve deliller gösterilmelidir.
  • Üçüncü kişiye karşı süreyi unutmak: Eşler arası on yıllık süre burada güvence sağlamaz.
  • Eski usul bilgisini kullanmak: Talep artırımı ve dava türü güncel mevzuata göre kurulmalıdır.
  • Ziynet ve katkıyı iki kez istemek: Aynı ekonomik değerden mükerrer tahsil doğmamalıdır.
  • Anlaşmalı boşanma protokolünde belirsiz ibra kullanmak: Hangi mal ve alacağın kapandığı açıklanmalıdır.
  • Bilirkişi raporuna gerekçesiz itiraz etmek: Hatalı belge, tarih, oran veya değer somutlaştırılmalıdır.

Dava öncesinde nasıl hazırlanmalı?

Önce evlilik ve dava tarihlerini içeren kısa bir zaman çizelgesi hazırlayın. Ardından her mal için edinim tarihi, kayıt sahibi, yaklaşık değer, ödeme kaynağı ve borç bilgisini ayrı yazın. Elinizde bulunan hukuka uygun belgeleri koruyun; bilinmeyen kayıtların hangi kurumdan istenebileceğini belirleyin. Devir riski varsa koruma talebini, üçüncü kişi varsa süreleri gecikmeden değerlendirin. Son olarak talep edilecek alacakları ve karşı tarafın muhtemel kişisel mal savunmasını aynı hesap üzerinde inceleyin.

Sık sorulan sorular

Evlenmeden önce alınan ev paylaşılır mı?

Ev kural olarak kişisel maldır. Ancak evlilik sırasında edinilmiş gelirle ödenen kredi, yapılan yatırım veya diğer eşin katkısı nedeniyle denkleştirme, katılma alacağı ya da değer artış payı doğabilir. Evin tamamının yarısı otomatik olarak paylaşılmaz.

Miras kalan ev paylaşılır mı?

Miras kalan ev kural olarak kişisel maldır. Rejim sırasında elde edilen kira gelirinden kalan birikimler ve eve yapılan katkılar ayrıca incelenir. Aksine geçerli mal rejimi sözleşmesi de sonucu etkileyebilir.

Eş mal kaçırırsa ne olur?

TMK m. 229 koşulları varsa devredilen değer tasfiye hesabına eklenebilir. Devir riski için uygun geçici koruma; borçlu eşten tahsil edilemeyen kısım için koşulları varsa üçüncü kişiye karşı dava değerlendirilir. Her satış mal kaçırma değildir.

Eşin banka hesapları bulunabilir mi?

Mahkemeden ilgili banka ve yatırım kayıtlarının getirtilmesi istenebilir. Hesap numarasının bilinmemesi tek başına engel değildir. Araştırılacak dönem, kurum ve işlemlerin mümkün olduğunca somutlaştırılması gerekir.

Şirket hisseleri mal paylaşımına girer mi?

Rejim içinde edinilmiş kaynaklarla alınan paylar kural olarak hesaba girer. Evlilik öncesi, miras veya bağış kaynaklı paylar kişisel mal olabilir; fakat bunların kâr gelirleri ve sonradan yapılan sermaye katkıları ayrıca değerlendirilir.

Boşanmadan önce satılan ev hesaba katılır mı?

Satış bedeli veya yerine alınan mal mevcutsa bu değer incelenir. TMK m. 229’daki karşılıksız kazandırma veya katılma alacağını azaltma koşulları varsa satılan mal da hesaba eklenebilir. Aynı değer iki kez sayılmaz.

Mal paylaşımı davası ne zaman açılır?

Boşanma davası devam ederken açılabilir; boşanmaya bağlı tasfiyede boşanmanın sonucu ve kesinleşmesi beklenir. Boşanma kesinleştikten sonra da süreler içinde açılabilir. Mal rejimini sona erdiren başka sebepler ayrıca değerlendirilir.

Mal paylaşımı davasında zamanaşımı ne kadar?

Boşanmaya bağlı katılma ve değer artış payı alacaklarında genel süre, boşanmanın kesinleşmesinden itibaren on yıldır. Üçüncü kişiye karşı TMK m. 241 davasındaki bir ve beş yıllık hak düşürücü süreler farklıdır.

Zina yapan eş mal alabilir mi?

Zina, bütün malvarlığı haklarını otomatik ortadan kaldırmaz. Zina nedeniyle boşanma hâlinde hâkim kusurlu eşin diğer eşin artık değerindeki payını azaltabilir veya kaldırabilir. Kişisel mallar ve başka alacaklar ayrıca incelenir.

Çalışmayan eşin katılma alacağı olur mu?

Evet. Kanuni katılma alacağı için maaşlı çalışmak veya her malın alımına doğrudan para vermek şart değildir. Diğer eşin tasfiyeye konu pozitif artık değeri üzerinden hak doğabilir.

Ev veya araba eşimin adına; yine de hak isteyebilir miyim?

Evet, koşulları varsa mal rejiminden doğan alacak istenebilir. Kayıt sahibi olmak ile diğer eşin tasfiye alacağı farklıdır. Kural olarak talep, otomatik yarı mülkiyet değil alacaktır.

Boşanma davasından sonra ödenen kredi taksitleri ne olur?

Ödemenin kaynağına ve malın niteliğine göre ayrılır. Malik eşin rejim sonrası yeni gelirinden yaptığı ödeme ile diğer eşin yaptığı ödeme aynı değildir. Rejim öncesinden kalan para kullanılmışsa bu da ayrıca araştırılır.

Mal paylaşımı çocuklara da pay verir mi?

Mal rejiminin boşanma nedeniyle tasfiyesi, eşler arasındaki alacakları düzenler; çocuklara bu nedenle otomatik pay verilmez. Çocuğun kendi mülkiyetindeki mallar, nafaka ve miras hakları ayrı konulardır.

Boşanma kararı malları da kendiliğinden paylaştırır mı?

Hayır. Mal rejimi talebi ayrıca ileri sürülmelidir. Anlaşmalı boşanmada geçerli ve açık bir malvarlığı düzenlemesi yapılmışsa bu düzenleme ayrıca dikkate alınır.

Mal paylaşımı davası ne kadar sürer?

Her dosya için aynı süre verilemez. Boşanmanın kesinleşmesi, banka ve şirket kayıtlarının kapsamı, bilirkişi incelemeleri ve kanun yolları süreyi etkiler. Eksiksiz belge ve somut talepler gereksiz incelemeleri azaltabilir.

Yazar ve hukuki değerlendirme

Av. Janset Özdemir, Ankara’da avukatlık yapmakta; aile hukuku, miras hukuku, şirketler hukuku ile marka ve patent alanlarında çalışmaktadır. İlgili çalışma alanına ilişkin bilgiye aile hukuku sayfasından ulaşabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Hesap örnekleri varsayımsaldır; başka mal, borç, sözleşme, karşı alacak veya özel hukuki durum bulunmadığı kabulleriyle yöntemi gösterir. Somut uyuşmazlıkta edinim belgeleri, ödeme kaynakları, geçerli mal rejimi, dava talepleri ve süreler birlikte incelenerek kişiye özgü hukuki değerlendirme yapılmalıdır.

 

Comment (1)

  1. Evlilikten Önce Kurulan Şirket Boşanmada Paylaşılır mı? Şirket Hisselerinde Mal Rejimi – Janset Özdemir Avukatlık | Ankara

    says Eylül 20, 2026 at 5:36 pm

    […] alacağı, değer artış payı ve tasfiyenin genel esasları hakkında ayrıntılı bilgi için Boşanmada Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? başlıklı rehberimizi […]

Add your Comment