EVLİLİKTEN ÖNCE KURULAN ŞİRKET BOŞANMADA PAYLAŞILIR MI? ŞİRKET HİSSELERİNDE MAL REJİMİNİN TASFİYESİ NASIL YAPILIR?
İçindekiler
- Evlilikten önce edinilen şirket hissesi neden kişisel maldır?
- Şirketin malları ile eşin şirket payı aynı şey midir?
- Boşanma diğer eşi şirket ortağı yapar mı?
- Şirketin evlilik sırasında değer kazanması paylaşılır mı?
- Şirket sahibinin kişisel emeği değer artışını nasıl etkiler?
- Şirket kâr payı mal paylaşımına girer mi?
- Dağıtılmayan şirket kârları ve yedek akçeler ne olur?
- Sermaye artırımıyla alınan hisseler kişisel mal mı, edinilmiş mal mı?
- Şirket tür değiştirir, birleşir veya bölünürse kişisel mal niteliği kaybolur mu?
- Ücret, huzur hakkı ve ortaklar cari hesabı nasıl değerlendirilir?
- Boşanmada şirketin gerçek değeri nasıl belirlenir?
- Katılma alacağı ile değer artış payı alacağı arasındaki fark nedir?
- Boşanmadan önce veya sonra şirket payı devredilirse ne yapılabilir?
- Şirket kayıtları gizlenirse hangi deliller istenebilir?
- Şirket hisselerine ihtiyati tedbir konulabilir mi?
- Beş örnek üzerinden şirket hissesi mal paylaşımı
- Sık sorulan sorular
- Şirketin evlilik sırasında değer kazanması paylaşılır mı?
- Şirket hisselerine ihtiyati tedbir konulabilir mi?
- Yazar ve Hukuki Değerlendirme
Evlilikten önce kurulan şirket kural olarak yarı yarıya paylaşılmaz; ancak şirket payının, şirketten elde edilen gelirlerin, evlilik sırasında yapılan katkıların ve tasfiyede dikkate alınabilecek diğer değerlerin hukuki niteliği ayrı ayrı incelenmelidir. Şirketin kuruluş tarihi tek başına yeterli değildir. Eşin o şirketteki payı ne zaman ve hangi kaynakla edindiği, sonradan yeni pay alıp almadığı ve sermaye artırımlarının nasıl karşılandığı belirleyicidir.
Örneğin evlenmeden önce edinilmiş bir limited şirket payı kişisel mal olabilir. Buna rağmen evlilikte bu paydan elde edilen kâr payları, çalışma karşılığı ücretler ve edinilmiş mallarla finanse edilen yeni paylar tasfiyede hesaba katılabilir. Şirketin değerinin yükselmesi ise tek başına diğer eşe artışın yarısını isteme hakkı vermez. Artışın kaynağı ve hukuki karşılığı araştırılmalıdır.
Boşanmada şirket hisseleri bakımından asıl mesele, şirketi ikiye bölmek değil, eşlerin mal rejiminden kaynaklanan alacaklarını doğru belirlemektir. Bunun için şirketin malvarlığı, ortağın payı, ortağın şirketten alacakları ve kişisel çalışma gelirleri birbirinden ayrılır. Aşağıdaki açıklamalar, aksi belirtilmedikçe, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu varsayımına dayanır.
Evlilikten önce edinilen şirket hissesi neden kişisel maldır?
Türk Medenî Kanunu’nun 220. maddesine göre mal rejiminin başlangıcında eşe ait bulunan malvarlığı değerleri kişisel maldır. Dolayısıyla evlilikten önce edinilen anonim veya limited şirket payı, kural olarak pay sahibi eşin kişisel malı olarak kalır. Diğer eşin evlilik nedeniyle bu pay üzerinde otomatik ortaklık hakkı doğmaz.
Ancak şirketin yaşıyla eşin payının edinim tarihi farklı olabilir. Şirket 1995’te kurulmuş, eş payını 2015’te evlilik sırasında satın almışsa yalnızca kuruluş tarihi esas alınamaz. Payın bedeli çalışma gelirlerinden karşılanmışsa edinilmiş mal; mirastan veya evlilik öncesi birikimden karşılandığı ispatlanmışsa kişisel mal değerlendirmesi gündeme gelir. Evlilik sırasında miras veya gerçek bağış yoluyla kazanılan paylar da TMK m.220 kapsamında kişisel maldır.
1 Ocak 2002’den önce başlayan evliliklerde dönem ayrımı ayrıca yapılır. Kanuni geçiş hükümleri ve varsa mal rejimi sözleşmesi saklı olmak üzere, 2002 öncesi mal ayrılığı dönemiyle sonrasındaki edinilmiş mallara katılma dönemi aynı hesapta eritilemez. Eşin 2002’ye girerken sahip olduğu pay ve sermaye, sonradan oluşan kazançlardan ayrıştırılır.
Kişisel mal olduğunu ileri süren eş, iddiasını somutlaştırmalıdır. TMK m.222’deki edinilmiş mal karinesi karşısında “aile şirketiydi” demek yeterli olmaz. Kuruluş ve pay devir belgeleri, sermaye ödemeleri, banka hareketleri ve miras veya bağışın kaynağı birlikte incelenir. Sicildeki kayıt, pay sahipliğini gösterirken paranın kaynağını her zaman açıklamaz. TMK m.219–222, resmî metin.
Şirketin malları ile eşin şirket payı aynı şey midir?
Hayır. Anonim ve limited şirketin ayrı tüzel kişiliği vardır. Şirket adına kayıtlı fabrika, araç, banka hesabı, marka veya taşınmaz doğrudan ortağın mülkiyetinde sayılmaz. Eşin malvarlığındaki unsur, şirketteki ortaklık payı ve varsa şirketten alacaklarıdır.
Bu nedenle şirketin taşınmazlarının yarısının diğer eş adına tescili, mal rejiminin olağan sonucu değildir. Şirket varlıkları ve borçları, payın ekonomik değerinin hesaplanmasında değerlendirilir. Sonrasında eşe ait payın ne kadarının kişisel, ne kadarının edinilmiş mal olduğu ve hangi alacakların doğduğu belirlenir. Şirket bütün paylarıyla tek eşe ait olsa da tüzel kişilik ayrımı kendiliğinden ortadan kalkmaz.
Bu ayrım dava tarafları bakımından da önem taşır. Katılma alacağının olağan muhatabı pay sahibi eştir. Şirketten kayıt istenmesi veya şirket defterlerinin incelenmesi, şirketi kendiliğinden mal rejimi borçlusu yapmaz. Şirketin kendi fiili, borcu veya başka bir hukuki sebep varsa bu ayrıca değerlendirilir. Şahıs işletmesi ise tüzel kişiliği bulunan anonim ve limited şirketten farklıdır; bu makaledeki pay açıklamaları şahıs işletmesine aynen uygulanamaz. TTK m.125, resmî araştırma kaynağı.
Boşanma diğer eşi şirket ortağı yapar mı?
Edinilmiş mallara katılma rejimi, payın edinilmiş mal olması halinde dahi diğer eşi kendiliğinden ortak yapmaz. Esas olarak parasal alacak hesabı yapılır. “Eşimin hisseleri edinilmiş mal, öyleyse bunların yarısına ortağım” sonucu doğru değildir.
TMK m.239, katılma alacağı ve değer artış payının ayın veya para olarak ödenmesine imkân tanır. Ancak bu hüküm otomatik pay devri anlamına gelmez. Payla ödeme veya payın başka bir hukuki sebeple geçişi gündeme geldiğinde, şirket türüne ve payın niteliğine ilişkin kurallar ayrıca uygulanır. Limited şirkette olağan devir için TTK m.595; mal rejimi hükümleri sebebiyle gerçekleşen özel pay geçişlerinde TTK m.596 dikkate alınır. İkinci hükmün varlığı da her boşanmada pay geçeceğini göstermez.
Anonim şirkette payın nama veya hamiline yazılı olması, senede bağlanması, kaydileştirilmesi ve devir sınırlamaları önemlidir. Dolayısıyla mal rejiminden doğan alacağın belirlenmesiyle şirket ortaklığının devri iki ayrı hukuki işlemdir. Talep, kural olarak pay sahibi eşten alacağın tahsiline yöneltilir.
Şirketin evlilik sırasında değer kazanması paylaşılır mı?
Kişisel mal niteliğindeki şirket payının değer artışı, kaynağı belirlenmeden edinilmiş mal kabul edilemez. Aynı payın ekonomik değerini yükselten farklı unsurlar farklı sonuçlar doğurabilir.
Piyasa koşulları, enflasyon, sektörel talep veya şirketin elindeki taşınmazın çevresindeki gelişmeler nedeniyle oluşan artış, kişisel malın kendi değerindeki yükseliş olabilir. Bu artış, şirketten ayrı bir gelir elde edilmesiyle aynı değildir. Sırf evlilik sırasında gerçekleştiği için bağımsız bir katılma alacağı yaratmaz.
Buna karşılık evlilik döneminin kârlarının yatırıma dönüştürülmesi, çalışma gelirlerinin sermayeye eklenmesi veya diğer eşin karşılıksız katkısıyla payın güçlenmesi, ayrıca incelenmelidir. Burada şirket değerinin artmış olması bir başlangıç verisidir; hangi mal kesiminin ne ölçüde katkıda bulunduğu hukuki hesabı belirler.
Şirket sahibinin kişisel emeği değer artışını nasıl etkiler?
Şirket sahibinin aldığı ücret ve yönetim karşılığı ödemeler, kural olarak çalışmasının karşılığı olan edinilmiş mallardır. Ancak şirket değerindeki bütün artışı onun emeğine bağlamak mümkün değildir. Çalışanların katkısı, şirket organizasyonu, mevcut sermaye, finansman, piyasa koşulları ve marka birikimi de değer yaratır.
Eş emsaline uygun ücret almışsa, emeğinin karşılığının ne ölçüde bu ücretle karşılandığı incelenir. Hiç ücret almaması veya çok düşük ücret alıp kazancı kişisel payının içinde biriktirmesi halinde, emeğe dayanan kazancın edinilmiş mal kesimine yansıtılması ve denkleştirme sorunu ortaya çıkar. Böyle bir iddia; görev, çalışma süresi, emsal yönetici ücreti, şirketin kazançları ve sermayenin katkısı üzerinden somutlaştırılmalıdır. Bu konuda her şirkete uygulanabilecek, “değer artışının tamamı emektir” şeklinde kesin bir formül yoktur.
Diğer eşin şirkette ücretsiz çalışması da ayrıca önemlidir. Çalışmanın şirkete karşı ücret alacağı mı, eşe ait payı iyileştiren ve TMK m.227 kapsamında değerlendirilebilecek karşılıksız katkı mı oluşturduğu belirlenmelidir. Katkının muhatabı ve hukuki sebebi açıklanmadan şirketin büyümesi üzerinden doğrudan değer artış payı hesaplanamaz. Olağan aile dayanışması ile parasal karşılığı belirlenebilir özel katkı da aynı kabul edilmemelidir.
Şirket kâr payı mal paylaşımına girer mi?
TMK m.219/2-4 uyarınca kişisel malların gelirleri kural olarak edinilmiş maldır. Bu nedenle payın evlilikten önce edinilmiş olması, mal rejimi devam ederken bu paydan elde edilen temettüyü de kişisel mal yapmaz. Geçerli bir mal rejimi sözleşmesiyle TMK m.221 kapsamında farklı düzenleme yapılmış olması ayrı değerlendirilir.
Kâr payı bankada tutulmuş, taşınmaz alınmış veya başka bir yatırıma dönüştürülmüş olabilir. Gelirin izlenebilen yerine geçen değeri de hesap bakımından önemlidir. Buna karşılık bütün evlilik boyunca alınan brüt temettülerin toplanıp yarısının istenmesi doğru yöntem değildir. Rejim sona erdiğinde mevcut değerler, harcamalar, borçlar ve varsa eklenecek değer koşulları incelenir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.10.2021 tarihli, 2021/5618 E., 2021/7414 K. sayılı kararı bu ayrımı somut biçimde kurar. Evlilik öncesi ortak olunan şirketin kişisel mal niteliğini kabul ederken, şirket gelirlerinin araştırılmasını ister. Kârın ödenip ödenmediği, mevcut bulunup bulunmadığı, başka yatırıma veya şirkete yatırıma dönüşüp dönüşmediği belirlenmelidir. Karar, yalnızca özsermaye artışından hareket eden hesabı yeterli bulmamıştır. Kararın tam metni UYAP’ta doğrulanmıştır.
Kararda, ödenmiş fakat mevcut olmayan kâr payları bakımından da tarafların ekonomik ve sosyal durumuna uygun makul aile harcamalarının araştırılması istenir. Bu nedenle “hesapta yoksa hiçbir talep kalmaz” savunması da tek başına sonuç doğurmaz. Harcamanın gerçekliği ve paranın nereye gittiği açıklanmalıdır.
Dağıtılmayan şirket kârları ve yedek akçeler ne olur?
Bu konu şirketler hukuku ile mal rejimi hukukunun en dikkatli ayrılması gereken alanlarından biridir. Şirketin kâr etmesi, ortağın aynı anda şirketten tahsil edilebilir kâr payı alacağı kazandığı anlamına gelmez. Kâr dağıtımı, yetkili organ kararı ve sermayenin korunmasına ilişkin kurallarla bağlantılıdır. Bununla birlikte mal rejimi hesabı yalnızca ortağın hesabına yapılan nakit ödemelerle sınırlanamaz.
Yargıtay kârın şirkete yatırılmasını araştırıyor
Yukarıdaki 20.10.2021 tarihli karar, kâr dağıtılmamışsa bu kârın şirkete yatırım olarak kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesini açıkça istemektedir. Bu nedenle gerçek bir yeniden yatırım, mal rejimi incelemesini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Araştırılması gereken; rejim döneminde oluşan kazanç, eşin payına düşen bölüm, yatırımın karşılığı ve aynı tutarın başka hesap kaleminde değerlendirilip değerlendirilmediğidir.
Bu karardan, bilançoda görünen her yedeğin kayıtsız şartsız diğer eşe ödeneceği sonucu çıkarılamaz. Kararın konusu, kişisel payın gelirlerinin ve bunların yatırım karşılıklarının tasfiyede araştırılmasıdır. Zorunlu yedeklerin bütün türlerini ve her şirket yapısını tek bir cümleyle çözen genel bir kural değildir.
Öğretide neden farklı görüşler var?
Nevzat Koç, rejim döneminde oluşan kârların sermaye artırımına kaynak yapılmasını edinilmiş mal değerlendirmesi içinde ele alır; dağıtılmamış kârların da dikkate alınmasını destekler. Koç, Kişisel Malların Gelirleri, s.164–165.
Esra Civelek Acar ise şirketler hukukundaki dağıtılabilirlik ve ortağın malvarlığında bir hak bulunması meselesini öne çıkarır. Özellikle şirket bünyesinde tutulması zorunlu kanuni yedeklerin, doğrudan eşin malı gibi tasfiyeye sokulmasına itiraz eder. Sermayeye aktarılan kârlarla yeniden değerleme kaynaklı fonların ayrılmasını savunur. Bu yaklaşım, her yedeği gelir sayan geniş yorumla aynı değildir. Civelek Acar, Yasal Mal Rejiminin Tasfiyesinde Sermaye Ortaklıkları Payı, 2019, özellikle s.140–146 ve 179–184.
Uygulamada doğru soru, yalnızca “dağıtım kararı var mı?” değildir. Kazancın hangi dönemde doğduğu, hangi hesaba aktarıldığı, hukuken dağıtılabilir olup olmadığı ve yeniden yatırımla hangi değeri oluşturduğu birlikte sorulmalıdır. Şirkete karşı kâr payı alacağı ile eşe karşı mal rejimi alacağı birbirinden farklıdır.
Yedek akçelerle geçmiş yıl kârları neden ayrı incelenir?
Geçmiş yıl kârı, önceki faaliyet dönemlerinden taşınan kazancı gösterir. Yedek akçe ise kanun, esas sözleşme veya genel kurul kararı uyarınca ayrılmış olabilir. Yedeklerin tamamı aynı kaynaktan oluşmaz; pay ihraç primleri, yeniden değerleme fonları ve faaliyet kazançları aynı değerlendirmeye tabi değildir.
TTK m.519 ve 523, anonim şirketlerde yedeklerin ayrılması ve kullanılması için sınırlar getirir. Limited şirketlerde TTK m.608 ve 610 da dikkate alınır. Mal rejimi hesabında bu sınırlamalar yok sayılamaz. Buna karşılık şirketin meşru yatırım ihtiyacının bulunması, yeniden yatırılan evlilik dönemi kazancının mal rejimi bakımından hiç incelenmeyeceği anlamına da gelmez.
Bir başka önemli nokta, mükerrer hesaplamadır. Aynı kazanç, pay değerinin içinde hesaba katılmışsa ayrıca bağımsız bir kâr alacağı gibi ikinci kez eklenmemelidir. Kişisel pay söz konusu olduğunda ise “zaten pay değerinde var” denilerek edinilmiş gelir unsuru tamamen dışlanmamalı; doğru ayrıştırma yapılmalıdır.
Sermaye artırımıyla alınan hisseler kişisel mal mı, edinilmiş mal mı?
Sermaye artırımı tarihi tek başına cevabı vermez. Artırımın dışarıdan yeni kaynakla mı yoksa şirket iç kaynaklarıyla mı yapıldığı ve kullanılan kaynağın niteliği belirlenmelidir.
Nakdi sermaye artırımında paranın kaynağı
Eş, çalışma gelirinden biriktirdiği parayla yeni pay edinmişse bu paylar kural olarak edinilmiş maldır. Evlilik öncesi mevduatını veya miras kalan taşınmazın satış bedelini kullanmışsa, bağlantı ispatlandığı ölçüde kişisel mal değerlendirmesi yapılır. Hem kişisel hem edinilmiş kaynak kullanılması halinde mal kesimleri arasındaki denkleştirme ayrıca hesaplanır.
İşlem bazen ayrı yeni pay edinimi, bazen mevcut payın itibari değerinin yükselmesi biçimindedir. Mevcut kişisel paya edinilmiş kaynaktan yapılan katkı, eski payın tamamını kendiliğinden edinilmiş mala dönüştürmez. Artırım belgeleri ve finansman üzerinden payın niteliğiyle TMK m.230 denkleştirmesi birlikte belirlenir.
Bedelsiz sermaye artırımı neden otomatik kişisel mal sayılmaz?
“Bedelsiz” sözcüğü, ortağın o işlem sırasında dışarıdan ayrıca ödeme yapmamasını anlatır. Mal rejimi bakımından miras veya bağış anlamındaki karşılıksız kazanmayla özdeş değildir. İç kaynaklardan sermaye artırımını düzenleyen TTK m.462 uyarınca sermayeye eklenen tutarın kaynağı araştırılmalıdır.
Evlilik döneminde oluşan ve dağıtılmayıp sermayeye eklenen kârlarla, kişisel payın mevcut değerini yansıtan yeniden değerleme fonu aynı değildir. Öncekinin gelir yönü, ikincisinin kişisel sermayenin devamı yönü vardır. Fonun adı kadar gerçekten hangi işlem ve dönemden doğduğu da önemlidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 23.06.2025 tarihli, 2024/9304 E., 2025/6230 K. sayılı kararı, 1 Ocak 2002 öncesi sermayeyle sonraki değer artış fonu kaynaklı sermaye artışlarının birlikte kişisel mal hesabında dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Mahkemenin yalnızca sonraki kişisel kaynaklı artırımı esas alıp başlangıç sermayesini dışlaması bozma sebebi yapılmıştır. Bu karar, bütün bedelsiz artırımların edinilmiş mal kabul edilemeyeceğini gösterir; kâr kaynaklı artırımların tamamını kişisel mal sayan bir karar da değildir. UYAP karar kaynağı.
Şirket tür değiştirir, birleşir veya bölünürse kişisel mal niteliği kaybolur mu?
Salt şirketin yeniden yapılanması, kişisel malı kendiliğinden edinilmiş mal yapmaz. TMK m.220/4, kişisel malların yerine geçen değerleri de kişisel mal kabul eder. Buna ikame değer denir.
Limited şirket anonim şirkete dönüştüğünde TTK m.180 gereğince yeni türe dönüştürülen şirket eskisinin devamıdır. Ortaklık haklarının korunması TTK m.183’te düzenlenmiştir. Dolayısıyla tür değişikliğinin evlilik sırasında yapılmış olması, önceki kişisel payı tek başına paylaşılabilir hale getirmez.
Birleşmede eski payların yerine yeni şirket payları alınması; bölünmede ortaklara farklı şirketlerin paylarının verilmesi halinde de kaynak bağlantısı izlenir. TTK m.136, 140, 159 ve 161 ile TMK m.220 birlikte değerlendirilir. Yeni payın eski kişisel payı karşıladığı bölüm kişisel mal niteliğini sürdürebilir.
Ancak bu süreçte evlilik kazançları sermayeye eklenmiş, ilave ödeme yapılmış veya ayrıca yeni pay satın alınmışsa her unsurun kaynağı ayrılır. Bölünmede payların doğrudan eşe mi, yoksa mevcut şirketin kendisine mi verildiği de önemlidir. Şirketin edindiği iştirak payı, doğrudan eşin adına edinilmiş pay gibi gösterilemez.
Bu sonuçlar kanun hükümlerinin birlikte yorumuna dayanır. Her birleşme ve bölünme modelini aynı sonuçla çözen doğrudan bir Yargıtay emsali varmış gibi değerlendirme yapılmamalıdır.
Ücret, huzur hakkı ve ortaklar cari hesabı nasıl değerlendirilir?
Şirket sahibi eşin fiilî çalışması karşılığında aldığı maaş, prim, ikramiye ve yönetim ücreti kural olarak edinilmiş maldır. TTK m.394’te sayılan huzur hakkı ve diğer yönetim ödemeleri bakımından da ödemenin gerçek sebebi ve ilişkin olduğu dönem incelenir. Payın kişisel mal olması, çalışma gelirlerini kişisel mala dönüştürmez.
Şirketten ortağa her para transferi ise gelir değildir. Havale; kâr payı, ücret, masraf iadesi, şirketten alınan borç veya ortağın daha önce şirkete verdiği borcun geri ödenmesi olabilir. Aynı banka açıklaması farklı hukuki ilişkileri gizleyebilir. Bu nedenle banka kaydıyla muhasebe kaydı karşılaştırılır.
“Ortaklardan alacaklar” hesabı, şirketin ortaktan alacağını; “ortaklara borçlar” hesabı ise şirketin ortağa borcunu gösterebilir. Eşin şirkete ödünç verdiği para edinilmiş kaynaktan gelmişse şirketteki alacağı da buna göre değerlendirilir. Kişisel kaynaktan verilen anaparanın geri alınması, kaynağı ispatlandığında ikame değer niteliğinde olabilir; faiz veya başka getiri ayrıca incelenir.
Şirketin eşin kişisel giderlerini karşılaması veya aile harcamalarının şirket hesabından yapılması da araştırılır. Muhasebede borç yazılması, borcun gerçekte bulunduğunu tartışmasız hale getirmez. Buna karşılık gerçek bir borç da sırf eşler boşanıyor diye yok sayılamaz. Şirket değerinde borç olarak düşülen bir tutarın, eşin şirketten alacağı olarak ayrıca bulunması mümkündür; hesap, iki malvarlığını birbirine karıştırmadan kurulmalıdır.
Boşanmada şirketin gerçek değeri nasıl belirlenir?
Şirketin sicildeki sermayesi, payın satış değeri değildir. Bilanço özvarlığı da her zaman şirketin gerçek ekonomik değerini göstermez. Eski maliyetlerle kayıtlı taşınmazlar, tahsil edilemeyen alacaklar veya kayıtlarda sınırlı görünen marka ve müşteri ilişkileri fark yaratabilir.
TMK m.232’nin temel ölçüsü sürüm, başka deyişle rayiç değerdir. Bu değere ulaşmak için kullanılacak teknik yöntem, şirketin yapısına uygun olmalıdır. Varlık ağırlıklı ve faaliyeti durmuş bir şirketle düzenli nakit akışı yaratan işletme aynı yöntemle değerlendirilemeyebilir.
Bilanço değeri muhasebe kayıtlarından hareket eder. Düzeltilmiş net aktif değeri, varlıkların gerçek değerleriyle borçları karşılaştırır. Gelir ve nakit akımı yöntemleri ise işletmenin sürdürülebilir kazanç yaratma kapasitesini ele alır. Bu yöntemlerin uygunluğu ve varsayımları bilirkişi raporunda açıklanmalı; yalnızca tek bir rakam sunulmamalıdır. Kırkbeşoğlu ve Karamercan’ın şirket değerlemesine ilişkin çalışması da işletmenin sürdürülmesi veya tasfiyesi varsayımının yöntem seçimindeki önemini ortaya koymaktadır. Akademik inceleme, s.131–166.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.03.2021 tarihli, 2020/3430 E., 2021/1818 K. sayılı kararı, yalnızca özvarlık üzerinden yapılan hesabı yetersiz bulmuştur. Şirketin sektörü, teknolojisi, rekabet gücü, müşteri portföyü, organizasyonu, nakit akışları ve büyüme potansiyeli gibi unsurların incelenmesini istemiştir. Aynı karar, kişisel paylarla sonradan edinilen payların ayrılmasını da gerektirir. UYAP karar kaynağı.
Aile şirketlerinde ve kapalı şirketlerde özel sorunlar
Borsa fiyatı bulunmayan şirketlerde aile içi satış bedelleri güvenilir piyasa karşılaştırması olmayabilir. Pay oranı, yönetim kontrolü, imtiyazlar, devir sınırlamaları ve şirketin gerçek borçları dikkate alınır. Azınlık veya likidite indirimi gibi değerleme tercihleri gerekçesiz ve otomatik uygulanmamalıdır.
Faaliyeti durmuş şirketin değeri mutlaka sıfır değildir; elindeki taşınmaz, nakit veya iştirak değerli olabilir. Faaliyeti devam eden şirketin cirosunun yüksek olması da yüksek net pay değeri bulunduğunu kanıtlamaz. Borçlar, zararlar ve tahsil kabiliyeti önemlidir. Şirketin gerçekten tasfiyeye girmesiyle eşlerin mal rejiminin tasfiyesi birbirinden farklıdır.
Marka, müşteri portföyü ve şerefiye hesaba katılır mı?
Şirketin bilinirliği, müşteri ilişkileri, sözleşmeleri ve kurumsal organizasyonu işletmenin ekonomik değerine katkı sağlayabilir. Şerefiye, tek tek varlıkların toplamını aşan işletme değerini anlatmak için kullanılır. Ancak eşin gelecekteki kişisel çalışma gücüyle şirketin bugün devredilebilir kurumsal değeri ayrılmalıdır.
Bir doktorun veya danışmanın tamamen kişisel itibarına bağlı gelecek kazancını, ayrıştırmadan satılabilir şirket varlığı gibi değerlendirmek hatalı olabilir. Ayrıca gelir yönteminin içinde zaten dikkate alınan marka veya müşteri değeri ikinci kez eklenmemelidir. Bilirkişi, maddi olmayan değerlerin hangi yöntem içinde hesaplandığını açıkça göstermelidir.
Boşanma dava tarihi mi, karar tarihi mi esas alınır?
TMK m.225 uyarınca boşanma kararı verilmesi halinde mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer. TMK m.228, mal kesimlerinin o tarihteki duruma göre ayrılmasını; TMK m.235 ise mevcut edinilmiş malların tasfiye anındaki değerlerinin esas alınmasını öngörür. Mal rejimi tasfiye davasının açıldığı tarih bunlarla karıştırılmamalıdır.
Şirketlerde, boşanma davasından sonraki yeni emek, yeni sermaye ve yeni faaliyet kazançlarının evlilik dönemine aitmiş gibi hesaba katılmaması gerekir. Buna karşılık yargılama boyunca paranın değer kaybetmesi de görmezden gelinemez.
8. Hukuk Dairesinin 2020/3430 E., 2021/1818 K. sayılı kararında, şirketin boşanma dava tarihindeki ekonomik durumuna göre değeri belirlenip TÜFE dikkate alınarak karara en yakın tarihe taşınması istenmiştir. Bu, şirket tasfiyesindeki dönem ayrımını gösteren somut bir yöntemdir. Her dosyada yalnızca son bilançoya bakılacağını veya bütün şirketler için tek bir endeks formülünün zorunlu olduğunu söylemek doğru olmaz.
TMK m.229 kapsamında eklenecek değerlerde ayrıca TMK m.235/2’nin devir tarihini esas alan hükmü vardır. Mevcut pay, elden çıkarılmış pay ve katkıya konu mal aynı tarih kuralıyla değerlendirilmemelidir.
Şirket borçları ve paya ilişkin borçlar alacağı azaltır mı?
Gerçek şirket borçları, payın ekonomik değerinin hesabında dikkate alınır. Buna karşılık şirketin borcu ile eşin payı satın almak için kullandığı kişisel kredi farklıdır. Önce şirket düzeyindeki net değer, sonra eşin payına ve ilgili mal kesimine bağlı borçlar değerlendirilir.
Şirket borcu değerleme sırasında zaten düşülmüşse aynı borç eşin artık değerinden ikinci kez indirilemez. Pay edinimine ilişkin kredi de kaynağı ve ödemeleri incelenmeden şirket borcu gibi gösterilemez. Evlilikte edinilmiş gelirle kişisel paya bağlı borcun ödenmesi, TMK m.230 kapsamında denkleştirme doğurabilir.
TMK m.231 gereğince paylaşım, borçlar ve gerekli düzeltmeler sonrasındaki artık değer üzerindendir. Borca batık şirketin payının ekonomik değer taşımaması mümkündür. Ancak şirketin zarar ettiğinin söylenmesi yeterli değildir; ilişkili kişilere borçlar ve boşanma öncesi olağandışı kayıtlar somut olarak incelenmelidir. Eşin şirket için verdiği kefalet veya garanti de gerçekleşmiş borçla aynı kabul edilmez; sorumluluğun doğup doğmadığı belirlenir.
Katılma alacağı ile değer artış payı alacağı arasındaki fark nedir?
Katılma alacağı, diğer eşin edinilmiş mallarının net artık değeri üzerinden doğar. Alacaklı eşin şirkete doğrudan para yatırdığını ispatlaması şart değildir. Kanuni esas yarı oranıdır; bu oran şirketin bütün değerine değil, doğru biçimde hesaplanan artık değere uygulanır.
Değer artış payı alacağı ise TMK m.227’deki özel katkıya dayanır. Eşlerden biri diğerinin payının edinilmesine, korunmasına veya iyileştirilmesine hiç ya da uygun karşılık almaksızın katkıda bulunmuş olmalıdır. Payın kişisel mal olması bu ihtimali tek başına ortadan kaldırmaz. Katkı oranı, ilgili değer ve kanundaki değer kaybı güvencesi ayrıca incelenir.
Denkleştirme ise aynı eşin kişisel ve edinilmiş mal kesimleri arasındaki kaymayı düzeltir. Örneğin pay sahibi eşin kendi maaşını kendi kişisel payına yatırmasıyla, diğer eşin miras parasını o pay için vermesi aynı hukuki ilişki değildir. İlki TMK m.230, ikincisi koşulları varsa TMK m.227 yönünden ele alınır. Aynı katkı nedeniyle iki kez tahsilat yapılamaz; katılma hesabına etkiler birlikte gösterilmelidir.
Boşanmadan önce veya sonra şirket payı devredilirse ne yapılabilir?
Payın kardeşe, anneye veya üçüncü kişiye devri tek başına muvazaa kanıtı değildir. Gerçek satış, bağış, görünüşte satış ve katılma alacağını azaltma amaçlı devir ayrı ihtimallerdir. Satış bedeli, ödeme kaydı, devralanın ekonomik gücü ve şirket kontrolünün fiilen kimde kaldığı araştırılır.
Gerçek satışta bedelin hangi malın yerine geçtiği izlenir. Kişisel payın satış bedeli kural olarak kişisel ikame değerdir; edinilmiş payın satış bedeli ise kural olarak edinilmiş mal niteliğini sürdürür. Karma kaynaklı payda ayrıştırma gerekir. Satış bedelinin düşük olması da tek başına işlemin tamamen geçersiz olduğunu göstermez; kısmi bağış veya alacağı azaltma amacı bakımından delil olabilir.
TMK m.229, rejimin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan dışı karşılıksız kazandırmaları ve rejim boyunca katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirleri düzenler. İkinci ihtimal bir yıllık dönemle sınırlı değildir. Ancak kişisel payın devri, yalnızca devir yapıldı diye payın bütün değerini edinilmiş mala dönüştürmez.
Muvazaa iddiasında görünürdeki işlemin gerçek iradeyi yansıtmaması; TMK m.229’da ise belirli tasarrufların hesapta dikkate alınması tartışılır. Ekleme, kendiliğinden devir iptali veya payın diğer eş adına tescili demek değildir. Üçüncü kişiye yöneltilecek talebin koşulları ayrıca kurulmalıdır. TMK m.241, borçlu eşin malvarlığının katılma alacağını karşılamaması halinde belirli karşılıksız kazandırmalar için, eksik tutarla sınırlı başvuru imkânı ve özel süreler öngörür.
Boşanma davasından sonraki devirde ise payın rejimin sona erdiği tarihteki varlığı önemini korur. Bu işlem, sırf sonraki tarihte yapıldığı için TMK m.229’daki rejim içi devir gibi nitelendirilemez; buna rağmen tasfiye ve tahsil bakımından sonuçları araştırılır. Devir iptali, alacak hesabı ve geçici hukuki koruma taleplerinin birbirine karıştırılmaması gerekir. TMK m.229, 235 ve 241.
Şirket kayıtları gizlenirse hangi deliller istenebilir?
Diğer eşin şirket defterlerine doğrudan erişememesi, alacağın araştırılamayacağı anlamına gelmez. Şirket ve incelenecek dönem somutlaştırılarak mahkemeden kayıtların getirtilmesi istenebilir. Ticari sır niteliği, gerekli delilin yargısal incelemesini bütünüyle engellemez; incelemenin kapsamı ve gizlilik önlemleri ölçülü belirlenir.
Başlıca deliller; ticaret sicili ve MERSİS kayıtları, pay defteri, pay devir sözleşmeleri, genel kurul kararları, sermaye artırımı belgeleri, banka hareketleri, yevmiye ve büyük defter kayıtları, bilançolar, gelir tabloları, kurumlar vergisi beyannameleri ve ortaklar cari hesabı dökümleridir. Vergi beyannamesi tek başına gerçek piyasa değerini göstermez; diğer kayıtlarla birlikte incelenir.
İnceleme yalnızca son yıla bırakılmamalıdır. Evlilik veya rejim başlangıcı, önemli sermaye işlemleri ve rejimin sona erdiği tarih karşılaştırılmalıdır. Bilirkişiden, kârların hangi dönemden geldiğini ve kişisel kaynakların hangi işlemlerle izlenebildiğini açıklaması istenir. Anonim şirket paylarındaki bütün hareketlerin ticaret sicilinde görüleceği de varsayılmamalıdır; payın türüne göre şirket, saklama veya aracı kurum kayıtları gerekebilir.
Mahkeme belge ibrazı, üçüncü kişilerden kayıt temini ve bilirkişi incelemesi imkânlarından yararlanabilir. Hukuki nitelendirme hâkime aittir; bilirkişinin görevi mali hareketleri, değerleri ve hesap varsayımlarını denetlenebilir şekilde ortaya koymaktır. Kayıt vermemenin sonucu da ilgili usul koşulları içinde değerlendirilir; otomatik olarak karşı tarafın istediği tutarın kabul edileceği söylenemez.
Şirket hisselerine ihtiyati tedbir konulabilir mi?
Koşulları varsa tedbir talep edilebilir. HMK m.389 ve 390 kapsamında korunacak hak, tehlike ve yaklaşık ispat somutlaştırılmalıdır. Payın devri veya üzerinde hak kurulması nedeniyle alacağın elde edilmesinin güçleşeceğini gösteren belirtiler önem taşır. Yalnızca boşanma davasının bulunması her kapsamda tedbiri haklı kılmaz.
Talep, mümkün olduğunca uyuşmazlıkla ilgili eş payını ve makul alacak kapsamını hedeflemelidir. Bütün şirket hesaplarını dondurmak, şirket taşınmazlarını kısıtlamak veya diğer ortakların paylarına müdahale etmek ayrı gerekçe gerektirir. İşçilerin ücretlerinin, vergi ödemelerinin ve günlük ticari faaliyetin gereksiz biçimde engellenmesi, korunmak istenen payın değerini de düşürebilir.
Alacak davasında HMK’daki uyuşmazlık konusu şartı ayrıca tartışılabileceğinden, her malvarlığı için aynı tedbir talebi uygun değildir. Payın kendisinin tasfiye hesabındaki konumu, talebin hukuki niteliği ve gerektiğinde ihtiyati haczin ayrı koşulları değerlendirilir. Karar verilirse hangi pay üzerinde hangi işlemin yasaklandığı, uygulamanın nasıl yapılacağı ve teminat konusu açık olmalıdır. HMK m.389–393, resmî metin.
Beş örnek üzerinden şirket hissesi mal paylaşımı
Örnek 1 — Kişisel şirket payı 1 milyon TL’den 10 milyon TL’ye yükselmişse
Diğer eşin doğrudan 4,5 milyon TL alacağı söylenemez. Öncelikle iki tutarın hangi tarihe ve hangi değerleme yöntemine ait olduğu kontrol edilir. Ardından 9 milyon TL’lik görünür farkın piyasa artışı, yeni sermaye, evlilik döneminin yeniden yatırılan kârı ve kişisel emek unsurları ayrıştırılır.
Başlangıç payı kişisel mal olarak korunur. Evlilik gelirleriyle alınan yeni paylar, diğer eşin ispatlanan karşılıksız katkısı ve şirketten doğan bağımsız alacaklar ayrıca hesaplanır. Borçlar düşülür, aynı değer iki kez sayılmaz. Yalnızca bütün farkın tasfiyeye girecek net edinilmiş değer olduğu ayrıca ortaya konulabilirse yarı oranı üzerinden bir hesap tartışılabilir. Verilen iki rakam, bu sonucu tek başına kanıtlamaz.
Örnek 2 — Yüksek kâr elde edilmiş fakat dağıtılmamışsa
Kârın şirkette kalması incelemeyi sona erdirmez. Yatırım yapılmışsa 2. Hukuk Dairesinin 2021/5618 E., 2021/7414 K. sayılı kararındaki araştırma yapılır. Kârın hangi dönemde oluştuğu, yatırımın karşılığı ve eş payına düşen değer belirlenir.
Tutar zorunlu kanuni yedek niteliğindeyse dağıtılabilirlik sınırlamaları ve öğretideki itirazlar ayrıca değerlendirilir. Geçmiş yıl kârı içinde evlilik öncesi kazanç varsa ayrılır. Dağıtım kararı alınmış fakat ödeme ertelenmişse, oluşmuş alacağın tarihiyle ödeme tarihi farklı olabilir. Şirketin bütün kârını dağıtılabilir ve eşe ait nakit saymak da, bütün kârı şirket bünyesinde bulunduğu için dışlamak da eksik değerlendirmedir.
Örnek 3 — Evlilik öncesi 100 paya, edinilmiş parayla 200 yeni pay eklenmişse
Başlangıçtaki 100 pay kural olarak kişisel maldır. Evlilik sırasında edinilmiş kaynakla bedeli ödenerek alınan 200 yeni pay ise kural olarak edinilmiş maldır. Ancak bütün paylar aynı itibari değerde ve aynı haklara sahip değilse 100/300 ile 200/300 oranları ekonomik değeri doğru yansıtmayabilir.
Eşit haklı paylar ve tamamen edinilmiş finansman varsayımında yeni payların net değeri katılma hesabına girer. Diğer eş otomatik olarak 100 payın sahibi olmaz. Sermaye borcu, emisyon primi, eski paydan kaynaklanan rüçhan hakkının ekonomik etkisi ve kişisel kaynak katkısı varsa ayrıca incelenir. Eski paylardan elde edilen evlilik dönemi gelirleri de eski payın kişisel niteliği nedeniyle gözden çıkarılmaz.
Örnek 4 — Limited şirket anonim şirkete dönüşmüş, ardından birleşme veya bölünme olmuşsa
Önce işlem zinciri çıkarılır: eski pay, tür değiştirme payı ve yeni yapıda edinilen paylar. Salt hukuki şekil değişikliği kişisel mal niteliğini kaldırmaz. Eski kişisel payın karşılığında edinilen yeni paylar, ispatlanabilen ölçüde kişisel ikame değer olabilir.
Ancak dönüşüm öncesinde kârlar sermayeye eklenmiş veya birleşmede ek ödeme yapılmışsa bunların kaynağı ayrılır. Bölünme sırasında yeni payları eş yerine şirket edinmişse, bu kez iştirak şirket varlığı içinde değerlenir. Son şirketin kuruluş tarihi tek başına karar verdirmez; eski sermaye ile yeni kaynağın bağlantısı aranır.
Örnek 5 — Paylar boşanma öncesinde kardeşe, anneye veya üçüncü kişiye devredilmişse
Gerçek bedelli satışta bedelin ödenip ödenmediği ve nereye gittiği araştırılır. Bağış varsa TMK m.229’un zaman, rıza ve diğer koşulları incelenir. Alacağı azaltma kastıyla devir iddiası ayrıca delillendirilir. Görünürde satışa rağmen bedel ödenmemesi ve eski ortağın ekonomik kontrolü sürdürmesi muvazaa iddiasını destekleyebilir; tek başına akrabalık yeterli değildir.
Devir konusu pay kişisel mal olsa bile, içinde incelenmesi gereken edinilmiş gelir veya katkı bulunabilir. Talep, bu ayrımı göstererek kurulmalıdır. Sonuç, her olayda payın geri alınması değildir; değerinin tasfiye hesabına eklenmesi, uygun geçici koruma ve koşulları varsa üçüncü kişiye başvuru farklı hukuki yollardır.
Sık sorulan sorular
Evlilikten önce kurulan şirket boşanmada paylaşılır mı?
Evlilik öncesi edinilmiş pay kural olarak kişisel maldır. Şirket gelirleri, yeni paylar ve evlilikte yapılan katkılar ise ayrı değerlendirilir. Kuruluş tarihi tek başına bütün talepleri ortadan kaldırmaz.
Eşim şirket sahibiyse şirketin yarısını alabilir miyim?
Otomatik olarak alamazsınız. Kural olarak şirket ortaklığı yerine, edinilmiş malların net artık değerinden doğan parasal alacak söz konusu olur.
Evlilikten önce alınan şirket hisseleri kişisel mal mıdır?
Kural olarak evet. Edinim zamanı ve kaynak belgelenmeli; sonraki sermaye artırımlarıyla yeni pay edinimleri ayrıca incelenmelidir.
Şirketin evlilik sırasında değer kazanması paylaşılır mı?
Her değer artışı paylaşılmaz. Piyasa artışıyla evlilik kazancının yatırıma dönüştürülmesi, yeni sermaye ve karşılıksız eş katkısı farklı sonuçlar doğurur.
Şirket kârı mal paylaşımına girer mi?
Eşe ait kişisel payın mal rejimi dönemindeki gelirleri, aksine geçerli sözleşme yoksa kural olarak edinilmiş maldır. Hesapta gelirin netliği, mevcut karşılığı ve hangi döneme ait olduğu önemlidir.
Dağıtılmayan şirket kârları ne olur?
Dağıtılmaması tek başına tasfiye dışında kalmasını sağlamaz. Yeniden yatırım, yedeklerin türü, kazancın dönemi ve Yargıtay’ın araştırma ölçütleri birlikte değerlendirilir.
Sermaye artırımıyla alınan hisseler paylaşılır mı?
Kaynağa bağlıdır. Edinilmiş parayla alınan yeni paylarla kişisel sermayenin yeniden değerleme fonundan kaynaklanan artış aynı değildir.
Boşanmadan önce şirket hisselerinin devredilmesi halinde ne yapılabilir?
Devrin gerçekliği, bedeli ve amacı araştırılabilir. Koşulları varsa eklenecek değer, muvazaa, tedbir ve üçüncü kişiye yöneltilecek talepler değerlendirilir.
Şirketin gerçek değeri nasıl belirlenir?
Şirketin faaliyet yapısına uygun uzman değerlemesiyle belirlenir. Bilanço, borçlar, piyasa değerleri, kazanç kapasitesi ve maddi olmayan değerler birlikte incelenir.
Şirket kayıtları mahkemeden istenebilir mi?
Evet. İlgili şirket, dönem ve ispatlanacak hususlar belirtilerek sicil, banka, vergi ve şirket kayıtlarının getirtilmesi talep edilebilir.
Şirket hisselerine ihtiyati tedbir konulabilir mi?
Somut tehlike ve yaklaşık ispat gibi koşullar varsa istenebilir. Tedbirin kapsamı, eşin payıyla uyuşmazlığın niteliğine uygun ve şirketin faaliyetini gereksiz engellemeyecek şekilde kurulmalıdır.
Boşanmada şirket hisselerinin değerlendirilmesi, şirketin kuruluş belgesinden başlayıp her sermaye ve pay hareketinin kaynağına uzanan bir inceleme gerektirir. Hak kaybını önleyen yaklaşım; kişisel payı, edinilmiş geliri, katkıyı ve gerçek ekonomik değeri ayrı belirleyip tek ve denetlenebilir bir tasfiye hesabında birleştirmektir.
Yazar ve Hukuki Değerlendirme
Av. Janset Özdemir, Ankara’da avukatlık yapmakta; aile hukuku, mal rejiminin tasfiyesi, miras hukuku, şirketler hukuku ile marka ve patent hukuku alanlarında çalışmaktadır. Şirket paylarının boşanmada mal rejiminin tasfiyesine konu olması, aile hukuku ile şirketler hukukunun birlikte değerlendirilmesini gerektiren teknik uyuşmazlıklardandır.
Evlilikten önce edinilen şirket payının kişisel mal niteliğinde olması, şirketle bağlantılı bütün ekonomik değerlerin tasfiye dışında kalacağı anlamına gelmez. Şirket payının edinim tarihi ve kaynağı; sermaye artırımları, kâr dağıtımları ve dağıtılmayan kârlar, ortaklar cari hesapları, şirketin gerçek ekonomik değeri, pay devirleri ve eşlerin katkıları somut olayın özelliklerine göre ayrı ayrı incelenmelidir.
Mal rejiminin başlangıcı, sona ermesi, kişisel ve edinilmiş mal ayrımı, katılma alacağı, değer artış payı ve tasfiyenin genel esasları hakkında ayrıntılı bilgi için Boşanmada Mal Rejiminin Tasfiyesi ve Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır? başlıklı rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Şirket paylarının mal rejimindeki niteliği ve tasfiye hesabı; şirketin hukuki yapısı, payların edinim ve finansman şekli, mal rejiminin başlangıç ve sona erme tarihleri ile şirketin mali kayıtlarına göre değişebileceğinden somut uyuşmazlık özelinde hukuki değerlendirme yapılması gerekir.
Comment (1)
Yusuf Ener HAZAR
says Eylül 26, 2026 at 3:34 pmHarika bir yazı ellerinize sağlık 👏🏻